SON günlerde politikacılarımız
şiir kavgalarına daldı.
Tayyip Erdoğan'ın, okuduğu bir
şiir yüzünden mahkum edildiği ya-
zılıp çiziliyor.
Önüne gelen, bir "şiir" patlatı-
yor.
Geçen yıl Refahlı milletvekilleri-
nin yazdığı "şiir"ler de epey tartı-
şılmıştı.
Hani şu "Çevik bir paşası var!"
tarzı "şiir"ler!
Tayyip Erdoğan minareleri sün-
güye, camileri kışlaya, müminleri
askere benzeten "şiir"ler okuyor.
Sonra kendisini destekleyen
kitleye çiçek atarken; "Beraber
yürüdük biz bu yollarda / Bera-
ber ıslandık yağan yağmurda" dizelerini okuyup "Ba-
na her şey sizi hatırlatıyor" diye sesleniyor.
Başkan "şiir" okur da destekleyenler durur mu?
Onlar da bir kağıda "şiir" yazıp gönderiyorlar.
Tayyip Erdoğan bu "şiir"i de yüksek sesle, üzerine
basa basa okuyor.
"Masa üstünde pekmez
Bu pekmez sana yetmez
Sen üzülme Tayyibim
Bu şarkı burda bitmez"
Kalabalık çılgınca alkışlıyor.
Fazilet Partili Yasin Hatiboğlu, İstanbul'a belde - i
tayyibe denmesiyle Tayyip ismi arasında bağlantı ku-
ran bir "şiir" yazmış.
Kameralara dönüp ballandıra ballandıra okuyor.
Kısacası ortada dönen şiirin haddi hesabı yok.
Bir şiir tutkusu ki sormayın gitsin.
Dünyanın en şiirsever halkı ile en şiirsever siyaset-
çisi bir araya gelmiş.
***
BÜTÜN bunlar iyi hoş da benim küçük bir itirazım
var:
Okunanların hiçbiri "şiir" değil.
Bu satırlara olsa olsa "tekerleme" ya da "manzu-
me" denir.
Eğer bunlar şiirse Şeyh Galib'in, Nedim'in, Karaca-
oğlan'ın, Dağlarca'nın, Orhan Veli'nin, Yahya Ke-
mal'in, Necip Fazıl'ın, Attila İlhan'ın yazdıklarına ne
ad vereceğiz?
Her kavramı süratle eskitip, yozlaştırıp içini boşalt-
ma konusundaki ustalığımızı şiir konusunda da gös-
terdik.
Ricamız şu:
Politik kavgalarınızı nasıl isterseniz öyle sürdürün
ama o büyülü şiir kavramını rahat bırakın!
