Bazı milletvekilleri basına tepki göstermişler ve meclisteki çiğ köfte partisinin eleştirilmesine kızmışlar.
"Ne var bunda yani?" diyorlar.
Bizce esas mesele çiğ köfte yapmalarında değil, mecliste baş gösteren ırk ayrımında.
Böyle bir kültür ve ırk ayrımı vatandaşa sıçrarsa çok kötü sonuçlar doğurabilir.
Çünkü mecliste sadece Doğulu milletvekilleri yok. Türkiye'nin her yöresinden insan var.
Bu yüzden kendilerine haftada bir kabul günü düzenlemelerini öneriyoruz.
Bu kabul günlerinde her yöremizin zenginlikleri, mutfağı tanıtılır ve mahalli giysiler içindeki milletvekilleri ocak başına geçip kendi yemeklerini afiyetle pişirirler.
Çiğ köfte partisinden sonra sıra "hamsi kuşu, muhlama ve laz böreği" şölenindedir.
Karadenizli milletvekillerimiz tarafından yapılacak olan bu nadide yiyecekler, kemençe ve horon ekibi eşliğinde sunulabilir.
Bütün milletvekillerimiz silahlı olduğu için, şölen sırasında havaya ateş açma geleneğini sürdürmekte pek güçlük çekilmeyecektir.
Yalnız tavanın delik deşik edilmemesi ve gelecek çiğ köfte partisinde, kıvamını anlamak için atılacak köftenin yapışacağı bir alan bırakılması lazımdır.
Bu listeye bir de kara lahana eklemek Karadenizli milletvekillerinin hamiyetine kalmış bir iştir.
Sonraki hafta Kafkas kökenli milletvekillerimize sıra gelir.
Onlar da güzel bir Çerkez tavuğuyla açarlar sofrayı.
Kafkas yemekleri "Şeyh Şamil" oyunu eşliğinde sunulabilir.
Derken sıra gelir Arnavut kökenlilere.
İyi yapılmış bir Arnavut ciğeri ile, hiç bir yöreden geri kalmayacaklardır.
Mehmet Keçeciler başkanlığında bir Konya heyeti, herkesi, Konya kebabı ve etli ekmek şölenine davet edebilirler.
Antepliler katmer, alinazik türlerinden girişebilirler ise.
Ankaralı milletvekilleri Ankara Tava'nın tadına baktırabilir.
Böylece Erzurum döneri, Bayburt kavurmaşı, Muğla büryanı, İnegöl köftesi, Bursa İskenderi, İstanbul Beytisi, Çorum leblebisi, Malatya kayısısı, Elazığ üzümü, İzmit pişmaniyesi gibi seçkin yiyeceklerimiz yüce meclisimizin yüksek damak zevkine sunulmuş olur.
Bölgecilik yapmamış oluruz ve meclise bölücü damgası vurulamaz.
Bu arada 1. Meclis, Kuvayı Milliye, Kurtuluş Savaşı'ndaki meclis gibi şeyleri de akla getirmemek gerekir.
Sadece basına kızmak ve "Ne var bunda?" demek yeter de artar bile.
Atatürk mü diyorsunuz? Bu olay hakkında onun ne düşünebileceğini mi merak ediyorsunuz?.
Aman canım! Üzüldüğünüz şeye bakın.
Mecliste bir de Mustafa Kemal Paşa Tatlısı yapıverirler, olur biter ve her şey tatlıya bağlanır.
