İlk gençliğimden beri Orhan Burian adını duyardım. Hiçbir yazısını okuma fırsatım olmamıştı ama bazı yazarlar onu saygıyla andıkları için olsa gerek, bu isim bende de bir saygı uyandırırdı. Şimdi elimdeki bir kitap bu eksiğimi gideriyor. Çünkü Orhan Burian’ın “Denemeler Eleştiriler” kitabı yayınlanmış. Aslında ilk baskısı 1993’te çıkmış da ben kaçırmışım. Birkaç gündür zevkle okuyorum. (Herkes beni boğazına kadar politikaya gömülmüş sanıyor ama sanat ve edebiyat benim nefes borumdur. Onlarsız yapamam.) Orhan Burian, çok kısa bir ömür sürmüş. 1914’te doğup 1953’te ölmüş. Ama anlaşılan bu kısa yaşamında büyük bir etki bırakmış: Nurullah Ataç, Vedat Günyol, Talat Halman gibi birçok değerli yazarımız onun üzerine nefis yazılar kaleme almışlar. Orhan Burian Türk ve dünya edebiyatını, şiirini, tiyatrosunu, romanını son derece aydınlık bir düşünce sistemiyle irdeliyor. Hem duyarlı, hem mesafeli bir duruşla ve özenli bir dille bize 2005 yılında bile zevkle okunacak denemeler kazandırıyor. Eski dönemlerin edebi havasını soluyabilmek için bu denemeleri okumak şart. Bir iki örnek vereyim: Mesela ben Yahya Kemal’i hep ulaşılmaz bir doruk olarak görmüş ve herkesin de böyle düşündüğünü sanmıştım. Hayatı boyunca saygı gördüğü, hiç eleştirilmediği yanılgısı içindeydim. Ama bakın Burian ne diyor: “Yahya Kemal Beyatlı, Türk edebiyatında Avrupa sanatçıları gibi sınava çekilen ve saldırıya uğrayan ilk ozanımız olarak görünüyor. Ölmezlik yolunda geçirilecek çile bütün büyük ozanlar için böyle başlamıştır.” Kitaptan size aktarmak istediğim çok bölüm var ama Vedat Günyol’un birinci baskıya yazdığı önsözde alıntı yaptığı şu satırlar, belki de en önemlisi: “Memleketi sevmenin yolu binbir türlüdür. Yalnız kendi yolumuzu doğru bilip öbürlerini mahkûm edemeyiz. Kaldı ki, kusurdan, yanlıştan, suçtan, acı ve gözyaşından söz ederek de bu memleketin öz çocuğu, öz sanatçısı olunabileceğini dünya edebiyatına bakarak öğrenmemiz gerekir. Cervantes, Moliere, Shelley, Dickens, Balzac, Whitman, Dostoyevski bizim damgacılarımızın eline düşseler hepsi ‘memleketi sevmeyen kızıl’ diye sorguya çekilirlerdi. Oysa bakıyoruz da, bugün memleketinin yüzünü ak çıkaran büyük temsilcisi diye gösterilen onlardır. Bu gerçeği ciddiye alma zamanımız geldi de geçiyor.” Sonra şu cümle: “Uygarlaşmakta, düşündüğünü dile getirmek bir aşamadır. Ama söylediğini işitmek daha ileri bir aşamadır.” Hey gidi Orhan Burian hey. İyi ki 2005 yılını görmedin diyesim geliyor.
Not: Orhan Burian, Denemeler Eleştiriler – Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları.
