Her hafta en az bir kere yolum Aşiyan mezarlığının önünden geçiyor. Bir yanda pırıl pırıl Boğaziçi, öbür yanda Tevfik Fikret, Abidin Dino. Abidin Bey’in iki cenaze törenine birden katıldım; hem Paris’tekine, hem İstanbul’dakine. Paris’teki duygulu törenden sonra Güzin Dino ve bazı dostlarıyla birlikte cenazeyi uçağa koyup İstanbul’a getirmiştik. Aşiyan mezarlığına defnettikten sonra Yaşar Kemal ve onu sevenlerle birlikte bir yere oturup saatlerce onun hakkında konuşmuştuk. Abidin Bey de Azra Erhat öldüğünde aynı şeyi yapmış ve beni Paris parklarında saatlerce dolaştırarak Azra Hanım’ı anlatmıştı. Aslında etkili bir yas tutma biçimi. Aşiyan’dan her geçişimde Abidin Bey’i selamlıyor ve onunla konuşuyorum. Dün de Aşiyan’in önünden geçerken ‘Merhaba Abidin Bey’ dedim: ‘Nasılsınız Abidin bey? Siz gittiniz gideli Türkiye’de epey değişiklikler oldu. Hem iyiye doğru hem kötüye doğru. Türkiye hem gelişiyor hem daralıyor, hem ilerliyor, hem geriliyor. Hem Batı’ya yaklaşıyor, hem Batı’dan uzaklaşıyor. Bu ikilemlerin nasıl bir arada yaşayabildiğini sizin analitik zekânız kavrar ve bize de anlatırdınız mutlaka. Günün sorusu bence şu Abidin Bey: Karanlık bir amaç uğruna yürütülen strateji sırasında atılan olumlu adımlar karşısında nasıl bir tutum takınmalı? Kafamı hep bu soru meşgul ediyor ve ben taktiklere değil stratejiye bakanlar, dolayısıyla kuşku duyanlar safında yer alıyorum. Güzin Hanım bitmek tükenmek bilmeyen gayretiyle Fransa’da yeni serginizi açtı. Ben gidemedim, ama gidenlerden çok güzel olduğunu duydum. Sizinle konuşmayı çok özlüyorum Abidin Bey ve her geçen gün sizden ne kadar çok şey öğrenmiş olduğumu bir kez daha anlıyorum. Hayat, kültür, sanat, politika gibi akla gelebilecek her konuda çok kişiye hocalık yaptınız. Bu arada ben de bundan nasibini alan talihli insanlardanım. Can dostunuz İlhan Koman’ın o güzelim Akdeniz heykeli şimdi Galatasaray’da. Bir de çok güzel bir sergisi devam ediyor. Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi’nin dördüncü cildini yazmakla meşgul. Sizinle, bana çok anlattığınız ağabeyiniz Arif Dino hakkında daha çok konuşmak isterdim Abidin Bey. Aslında siz ve Yaşar Kemal bu ilginç insanı bana çok anlatmıştınız ama o sıralarda kitaplarını okumamış olduğum için kafamda sorular olgunlaşmamıştı. Mesela size, duygusallıktan vıcık vıcık olmuş şiir karşısında Arif Bey’in “Şiir ifrazattır!” deyişini sormak isterdim. Bana çok hoş geliyor doğrusu. Çünkü şairaneliğin, şiirin düşmanı olduğunu hep hissetmişimdir. Bu arada Boğaziçi ve Adalar inadına sizi taklit etmeye devam ediyorlar Abidin Bey. Sanki bir Abidin tablosuymuş gibi durarak bu bahar günlerinde aklımızı başımızdan alıyorlar.’