Öncelikle dünkü yazımda kullandığım ve bazı okurların sorduğu Neo-İslamcı tanımına bir açıklık getireyim. İslamı referans alan yeni politik hareketlere Batı basını gibi İslamist (İslamcı) demenin yanlış ve eksik olduğu kanısındayım. Çünkü Türkiye’de bu hareketin dışında kalan, bu tanıma girmeyen pek çok Müslüman yaşıyor. Yaklaşık bin yıldır Müslüman olan bir ülkeyi tekrar ama bu kez kendi kurallarına göre İslamlaştırmak isteyen akımlara “Neo-İslamcı” demek daha doğru bence. Çünkü Latince neo sözcüğü hem bu hareketin yeni oluşunu vurguluyor hem de Amerika’daki Neo-Con (Yeni muhafazakârlar) deyimini çağrıştırıyor. Bizdeki Neo-İslamcı hareketin, Washington’daki Neo-Con’lar tarafından desteklendiği ise bir sır değil.
Bu deyim hareketin yeni oluşunu vurguluyor dedik. Evet; bu gerçekten de yeni bir olgu. Neo-İslamcı akım, tarihteki İslamcı hareketlere, Osmanlı İmparatorluğu’nda sarayla çelişkisi olan ve daha fazla şeriat isteyen ulema sınıfına, Batı ve modernleşme karşıtı olan 31 Mart gibi hareketlere pek benzemiyor. Tam tersine, Batı’yla ilişkinin güçlendirilmesini savunan, AB’ye girmek için mücadele veren, Washington’la ilişkilerine özel bir dikkat gösteren, faizi haram sayan zihniyetten uzak durarak adamakıllı bir zenginleşme stratejisi benimseyen ilginç bir hareketle karşı karşıyayız. Eski kalıplara göre ve özellikle de “ilerici-gerici” modeline göre düşünmek artık yeni Türkiye’yi ve bu hareketi anlamaya yetmiyor. Yeni tanımlara ve kelimelere ihtiyaç duyuşumuz bu yüzden.
Son günlerde iki kelime sıkça kullanılır oldu. Bunların ikisi de yabancı kökenli. Biri varoş, biri lumpen! Bizde eskiden beri varolan kenar mahalle kavramı varoşu karşılamaya yetmiyor; kopuk, maganda gibi sıfatlar da lumpen kelimesinin içerdiği anlamları taşımıyor. Çünkü ikisi de yeni olgular; dilimizde karşılığı olmayan yeni sosyal oluşumlar. Bu yüzden yabancı kavramlara başvuruyoruz.
Osmanlı’nın son dönemlerine kadar “vatan” kelimesi bile bilinmezmiş. Hatta 31 Mart ayaklanmasında “Yaşasın Vatan!” diye bağıran genç subayları döven bir grup asker, bunun sebebini şöyle açıklamış: “Yaşasın Vartan diye bağırıyorlardı. Ermeni’yi öveceğinize Yaşasın Padişahımız diye bağırsanıza dedik ve dövdük.”
Her yeni dönem, yeni kelimeler yaratılmasını şart koşuyor. Neo-İslamcı tanımı da bunlardan biri.
