Türklerin gözü masallarla çok kolay boyanır. Durun, hemen itiraz etmeyin. Bu sözü söyleyen ben değilim, Mevlânâ. Büyük bilge, Mesnevi’sinde bununla ilgili çok güzel bir hikâye anlatıyor.Kendi deyimiyle Hitaylı Türk’e ait bir hikâye bu.(Hitay, Orta Asya Türkçesinde Çin’e verilen addır.)

Bir dönemde, terzilerin çok hile yaptığından, insanın gözünün önünde kumaş çaldığından yakınılmakta. Bir Türk geliyor ve “Beni kandıracak terzi henüz anasından doğmadı” diyor. “Peki” diyorlar “İşte terzi şurada, git bakalım.” Türk, çok değerli bir kumaş alıyor, dayanıyor terzinin kapısına. “Bundan bana çok güzel bir savaş elbisesi yap!” diyor. “Üstü dar olsun yakışsın, altı ise savaşta harekete imkân verecek kadar geniş olsun!” “Hay hay!” diyor terzi. Ölçü alıyor ve başlıyor kumaşı kesip biçmeye. Bu arada da güzel bir hikâye anlatıyor. Türk, -Mevlânâ’ya göre- küçük gözlerini kısarak gülüyor bu hikâyeye. Çok hoşlanıyor. Terzi bu arada kumaşın bir parçasını keserek saklıyor.“Hadi” diyor Türk. “Deminki gibi bir masal daha anlat.” “Peki” diyor terzi ve bir masal daha anlatıyor. Türk ona da bayılıyor ama bu arada kumaşın bir parçası daha gidiyor. Türk’ün pes edeceği yok. Yalvarıyor terziye yeni bir masal için. Terzi içinden “Bu ne acayip insan yarabbi!” diye düşünüyor. “Bu gidişle elinde kumaş kalmayacak.” Ama ne yapsın; kendi düşen ağlamaz diyerek masalları arka arkaya dizmeye ve kumaşı kesip biçip zulaya atmaya devam ediyor. Mevlânâ bu kıssanın sonunda, Türk’ü, gözü masallarla boyanan ve elinden alınanı fark etmeyen bir insan tipi olarak betimliyor. “Aman bunlardan olmayın!” diyor.

Sanırım bu Mesnevi kıssasının günümüzle hiçbir ilgisi yok. Hepimizin bildiği gibi; Necip milletimiz öyle uyanıktır, öyle işini bilir ki hiçbir masala kanmaz, hiçbir vaatle gözü boyanmaz. Elinden temel varlıkları alınırken hayallere kapılmaz.Yok yok… Mevlânâ yanılıyor! Türk milleti kül yutmaz, kandırışa gelmez, koyun gibi güdülmez. Bakın bugünlerde de çıkarlarını ne güzel kolluyor, nasıl bir yeryüzü cennetine doğru adım atıyor.

*Arada bir “elim kırılsın” dese bile, işini bilir bizim milletimiz. Acayip akıllıdır, zekidir, uyanıktır. Öyle elinde Kuran sallayarak falan kandıramazsın bu milleti. Kendi kararıyla esaret altına sokamazsın. Dolayısıyla Mevlânâ’nın 800 yıl önceden gelen bu hikâyesinin, gerçekle hiçbir ilişkisi olamaz. Yaşasın uyanık ve nurlu ufuklara koşan milletimiz!