Dün Meclis’te, CHP milletvekillerinin hazırladığı ve “olumlu ayrımcılık” olarak adlandırılan yasa yine reddedildi. AKP sıralarının ezici çoğunluğu bu önergeye karşı ellerini kaldırdı. Oysa AKP programının “Kadın” başlıklı bölümünde şunlar yazılı: “Kadınla ilgili dernek, vakıf ve sivil toplum örgütlerine destek sağlanacak; kadınları ilgilendiren yasal düzenlemeler yapılırken bu örgütlerle işbirliği yapılacaktır.” AKP bunu yaptı mı? Hayır yapmadı. Programdan bir bölüm daha okuyalım: “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ile getirilen ilkelerin uygulanması sağlanacaktır.” AKP, kadınlara uygulanan olumsuz ayrımcılığın olumlu ayrımcılığa dönüşmesi yönünde oy kullandı mı? Hayır kullanmadı. AKP programından bir bölüm daha: “Mevzuatımızda kadın aleyhindeki ayrımcı hükümler ayıklanacaktır.” Bunları ayıklıyorlar mı? Hayır ayıklamıyorlar. Yukarıya aldığımız program, Ertuğrul Yalçınbayır’ın iyi niyetli çabalarıyla yazıldığını tahmin ettiğimiz güzel cümleler içeriyor. Ama bugün AKP, kadınlarla ilgili “olumlu ayrımcılık” yerine, kadınların vahşice ezildiği bir toplumdaki düzenin devam etmesini savunuyor. Yani kadınlar lehine geliştirilecek bir “olumlu ayrımcılık” yerine, erkek baskısını devam ettiren bir “olumsuz kayırıcılık” örneği veriyor. İşin tuhafı, bu partideki kadın milletvekillerinin de bu anlayış yönünde oy kullanmaları. AKP ne yazık ki kadınlarla ilgili her tartışmada olumsuz bir tavra bürünüyor. Bu bir dünya görüşü sorunu mudur, yoksa bilinçaltı dürtüsü mü; bilmem olanaksız ama umarım iktidar partisinin bu tutumu hazırlanmakta olan Ceza Yasası taslağına yansımaz. Çünkü adına “töre cinayeti” denilen ve benim sık sık “dünyanın en korkunç suçu” olarak nitelediğim vahşeti biraz olsun azaltabilmek için doğru dürüst bir yasaya ihtiyacımız var. Türkiye’de parti programları güzel sözler ve iyi niyetlerle dolu ama ne yazık ki “uygulama” söz konusu olduğu zaman kimse bunu ciddiye almıyor. Bu tutumun en son örneği de yukarıdaki satırlar.