İnsan toplumları, her şeyin ilk kez kendi başlarına geldiğini sanırlar. Bu yüzden her kuşak, kendi cehenennemine giden taşları döşemek zorundadır sanki. Oysa demokrasi tarihi, yanlış seçimlerin yarattığı felaketlerle doludur. Alman halkı Adolf Hitler’e oy verip onu iktidara getirirken, bir felakete doğru gittiğini bilmiyordu elbette. Yoksa oy verir miydi? Meydanlarda Nazi liderini avuçları patlayıncaya kadar alkışlarken, vatanına hizmet ettiğini düşünüyordu. Sonuçta eline yanıp yıkılmış, mahvolmuş, gençlerini, sanayi tesislerini, ordusunu yitirmiş bir Almanya geçti.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün ama lafı uzatmadan George W. Bush’a gelelim. Amerikan halkı bu herif-i naşerif’i iki kez seçmenin bedelini çok ağır bir biçimde ödemeye başladı. Daha da ödeyecek. Ama ne yazık ki aynı bedeli biz de ödüyoruz. Çünkü ABD sadece kendi ölçeğine sığımayacak kadar büyük bir ülke. George W. Bush seçimle yani demokratik kurallara uygun olarak geldi. İki dönem başkanlığı zamanında bir milyon kişi öldürdü, dünyayı kana buladı, ekonomiyi çökertti ve şimdi ardında, birbirine yakın gözlerinin kavrayamayacağı bir felaket bırakarak gidiyor. Bu nedir biliyor musunuz? Şekilci demokrasinin iflasıdır. Eğer bir demokrasi, kendisini düzeltemiyor ve kitle halinde insan ölümlerinin sebebi haline geliyorsa, bu “fetiş”i tekrar gözden geçirmek gerekiyor. Çünkü amaç insan mutluluğudur, halkın kendisini temsilidir, hanedanlıkla yönetilmemektir, çok sesliliktir. Peki, bugünkü demokrasi uygulamaları bunların hangisini sağlayabiliyor insana? Hiçbirini değil mi! Amerika’da “kitle imha silahları” yalanına inanmayanlar ne yapabildiler? Savaşa karşı çıkanlar seslerini duyurabildiler mi? Duyaramadılar çünkü Irak nasıl Saddam adlı bir diktatör tarafından yönetiliyor idiyse, ABD de Bush adlı bir diktatör tarafından yönetiliyordu. Halktan yetkiyi bir kez alınca, seçilmiş diktatör haline gelen siyasetçilerin monarşiden tek farkı, görev sürelerinin sınırlı olmasıdır. Kaldı ki bu durum birçok kral, padişah, şah için de geçerli olmuştu.

Demokrasinin “fetişist” yorumu, toplumları zehirliyor ve yanlış idare edilmelerine yol açıyor. Üç beş yıl sonra gerçek ortaya çıkınca da iş işten geçmiş oluyor artık. Bu yüzden diyorum ki seçimlerde verilen her oy bir bumerangdır. Sonunda döner ve oy vereni vurur. Bugün Amerikalı’yı vuruyor, yarın kimi vuracağı belli olmaz. Ama siz her ihtimale karşı ellerinizle başınızı korumaya hazır olun. Çünkü ne yazık ki bumerang yıldırım hızıyla size doğru da yaklaşıyor.