DURUP düşünelim: 81 yıl önce büyük
umutlarla ve temiz heyecanlarla kuru-
lan Türkiye Cumhuriyeti, neden dün-
ya yolsuzluk liginde en üst sıralarda?
Bayındırlıktan enerjiye, bankacılıktan yerel
yönetimlere, hatta Devlet Tiyatroları'ndan,
Türk Dil Kurumu'na kadar uzanan yolsuz-
luk, niçin metastaz yapmış bir kanser gibi bü-
tün ülkeyi sarmış.
Neden dolayı yolsuzluk, genç Türkiye
Cumhuriyeti'nin belini bükecek boyuta gelmiş
ve vergilerimizin yüzde 36'sı hırsızlıktan kay-
naklanır olmuş?
İşte bunlar, hepimizin külâhı önümüze ko-
yup düşünmemizi gerektiren akla ziyan sorular.
Ama bu soruların cevabını vermeden de
hiçbir yere varmamız mümkün değil.
Çünkü yolsuzlukla mücadele, sadece
yasa ve polis işi değildir.
Sanki İskandinav ülkeleri, her bürokratın
ve her siyasinin peşine polis taktıkları için mi
temiz kalıyorlar?
Bu işin başka bir açıklaması olmalı.

★★★

Bana göre bu açıklama, ülkede yolsuzluk
kültürü olarak tanımladığımız alışkanlığın
yaygınlaşması.
Eğer bir toplumda, değerin tek ölçüsü
olarak parayı öne sürerseniz, sonunda
ulaşacağınız nokta budur.
Dengeli toplumlarda, değerler sistemi hi-
yerarşik bir yapı içindedir.
Para elbette ki bir değer ölçüsüdür ama tek
ve en baskın değer değildir.
Kültür, nezaket, bilgi, ahlâk, sanat, edebi-
yat, bilim gibi birçok değer, yaşamın ölçüleri
haline gelmiştir.
Eğer bunları silip atar ve toplumu sadece
paraya yönlendirirseniz, sonunda paraya,
sadece para olduğu için tapan cahil ve
görgüsüz bir topluluk elde edersiniz.

★★★

DGM'lere götürülen "bilmemne operasyo-
nu" sanıklarına bakıyorum. Dengesiz bes-
lenmeden deforme olmuş çuval gibi bir göv-
de, dirsekleri parlamış, kolları kısa, buruşuk bir
ceket, kirli bir surat ve bu surata yerleşmiş ha-
in bir ifade.
Sonra da hortumladıkları paralar açıklanı-
yor. Yüz milyonlarca dolar!
Peki bu adam, bu kadar doları ne yapacak?
Doğum gününde dostlarını toplayıp La
Scala'ya bir opera açılışına mı götürecek?
Ya da bir Miro koleksiyonu mu yapacak?
Chateau Margaux şarap koleksiyonuna
mı merak saracak?
Hayır! Hiçbirini yapmayacak.
Yine kendisi gibi hırbo arkadaşlarıyla ke-
bapçıya gidip acılı Adana yiyecek ve daha
sonra en büyük lüksü olarak gazinoda assolis-
te orkide içinde pırlanta gönderecek.

★★★

Paraya tapan herkes böyle değil tabii ama
sonuçta para, para olduğu için isteniyor.
Daha gelişmiş bir yaşam için değil.
Çünkü son yıllarda bu topluma "paranın
tek ve en yüce değer" olduğu öğretildi.
Dünyada başka değer ölçüleri de olduğu
unutuldu.

★★★

Oysa, gidip sorun bakalım Yaşar Kemal
bir "İnce Memed" ini Türkiye'nin en bü-
yük holdinglerine değişir mi?
Gazi Yaşargil, tıp dünyasına yazdırdığı
adını hangi fiyata satar?
Nazım Hikmet'e "Memleketimden İn-
san Manzaraları" nın şairi olmaması karşılı-
ğında ne önerebilirdiniz?
Biraz düşünmekte yarar yok mu?