BU ülkede yıllardan beri güç-ler ayrılığı ilkesi üzerinde mücadele veriliyor.

Yargı, yürütme ve yasama erklerinin birbirinin alanına girme-mesi ve "paralel çizgiler" olarak devam etmesi, demokrasinin ol-mazsa olmaz kuralı.

Aldo Moro'nun deyimiyle "paralel çizgiler kesiştiği" za-man, felâket ortaya çıkıyor.

Türkiye ne yazık ki çok uzun za-mandır bu felâketi yaşamakta.

Seçilmiş olan yasama meclisi, yine kendi içinden bir hükümet çı-kardığı için, yasama, parti liderleri yoluyla ister istemez iktidarın yani yürütmenin emri altına giriyor.

Yasama bir kez yürütmenin em-ri altına girince, denetim görevi ta-mamen ortadan kalkıyor.

Bunun en açık örneğini, parti li-derleri ya da bakanları hakkındaki "yüce divan" ya da "dokunul-mazlıkların kaldırılması" oyla-malarında görüyoruz.

İktidarı sürdürmek isteyen koa-lisyon liderleri karar alıyor ve bu kararı Meclis'te bekleyen "hazır kuvvetlerine tebliğ ediyorlar.

Oylama günü gelip çatıyor ve iktidar kanadının oy çokluğuyla hü-kümetler yargı önüne çıkmaktan bir çırpıda kurtuluyorlar.

Eğer yasama meclisi, yürüt-menin emri altında olmasa ve gerçekten milletin bağımsız vekilleri haline gelebilseler de-netim görevlerini tam olarak yerine getirecek ve yargının önünü açacaklar.

Ama siyasetin emir-komuta zincirinde bu halka bir türlü söküle-miyor ve hepinizin bildiği gibi karşı-lıklı "aklama-paklama" talimat-ları, utanç verici biçimde uygulanı-yor.

Dolayısıyla birbirine paralel git-mesi gereken iki çizgi kesişiyor.

Yürütme erki, yasama fonk-siyonunu ortadan kaldırıyor.

★★★

Ya üçüncü erk; yani yargı? O ne durumda?

Yukarda anlattığımız mekaniz-madan ötürü yargı da baştan yara-lanıyor ve siyasiler hakkında soruş-turma yapma imkânından yoksun bırakılıyor.

Böylece yürütme erki; yasama gibi yargıyı da belli konularda bas-kı altına almış oluyor.

Buna isyan eden yargı kurumu zaman zaman tepki göstererek, kendi bağımsızlık alanını genişlet-mek için çıkışlarda bulunuyor.

Ama unutmamalı ki, bu çıkışlar-da da hukuk dışına taşılması tehli-kesi boy göstermekte.

Hukuk kurumu, hukuksuz-lukla mücadele ederken bile hukuk kuralları içinde kalma-ya mecburdur.

Yoksa; iki yanlışın bir doğru et-meyeceği gerçeğiyle karşı karşıya kalırız.

★★★

Geçenlerde, çok değer verdiğim bir siyaset bilimci; yargı, yürütme ve yasama erklerinin ayrılığı ilkesi-nin artık değişmekte olduğu ve bu-nun yerine siyaset-ekonomi-medya erklerinin ayrılması gerekti-ğini söyledi.

Çok ilginç, haklı, üzerinde du-rulmaya değer bir görüş.

Ama yine de bir demokrasinin asgari koşulu olarak yasama-yü-rütme-yargı erklerinin, üç paralel çizgi gibi birbirlerinin yolunu kes-meden ama denetleme görevini de elden bırakmadan, denge içinde tutulması zorunluluğunu ortadan kaldırdığı kanısında değilim.

Bu güçlerden herhangi biri-nin diğerlerini baskı altına al-ma girişimi; üç paralel çizgi yerine, dolaşık bir yün yumağı elde etmemiz sonucunu doğu-rur.