ÜÇ büyük gazetenin pazar günleri verdiği dergilerin bir arada yazılması bile Türkiye'deki kafa karışıklığını anlatmaya yetmez.
Durum bu isimden de daha dolambaçlı.
***
PAHALI ithal kağıda basılmış olan büyük boy dergilere harcanan paraya acıyanlar var.
Bazıları, niye böyle dergiler yayınlandığını, Türk ailesine yakışmayan dergilerin niye evlere sokulduğunu soruyor ve basını suçluyor.
İyi ama bu işin satıcısı varsa alıcısı da var.
Daha doğrusu alıcısı olmasa, satıcısı da olmaz.
Gazete böyle bir dergi verdiğinde, okuyucudan olumsuz tepki görse, protesto edilse hemen vazgeçerdi.
Tam tersine dergi gazeteye tiraj kazandırdı ve diğer gazeteler de aynı yola girdiler.
Demek ki halkın özendirmesi ve teşviki söz konusu.
Demek ki bu dergiler "Türk ailesinin örf ve ananeleri" denilen soyut kavrama çok uygun şeyler (!).
***
ŞAMDAN dergisini yöneten **Kenan Erçetingöz**, gazetelerin daha iyi habercilik yapmalarını ve mesela pazartesi günleri de bir haber dergisi vermelerini öneriyor.
Gazete yöneticilerinin de bunu tercih edeceğine eminim.
Ama hiçbir haber dergisinin **Pasha, Şamdan, Gala** kadar tiraj getirmeyeceğini gayet iyi biliyorlar.
***
BENİM "Tiraj ya da başarı uğruna her şey mubahtır" görüşünde olmadığımı bütün okurlarım bilir.
Gazete yönetimlerini savunmaya çalışmıyorum.
Ama halka da bakalım diyorum: Gazete okurunun çoğu, çıplak kadın vücutlarının sergilendiği bu dergileri seviyor demek ki.
"Halkımız böyle şeylere bakmaz ama ah şu şeytan gazeteciler!" kolaycılığına düşmemeyi öneriyorum.
***
EĞRİYE eğri, doğruya doğru...
Bizim halkın geleneğinde, Batı püriten ahlakının "müstehcen" olarak niteleyebileceği çok unsur vardır.
Osmanlı'nın son döneminde görev yapmış olan bir İngiliz sefiri anılarında, **İstanbul**'da seyrettiği bir **Karagöz** oyunundan söz eder. Oyun o kadar açık saçık-tır ki sefir "**Ömrümde böyle utandığımı hatırlamıyorum. Ama Türkler çoluk çocuk gülüyordu**" diye yazar.
Karagöz oynatıcıları eskiden "**Tombaklı mı oynatalım, tombaksız mı?**" diye sorarlarmış.
Tombaktan kastettikleri şeyi anlıyorsunuz herhalde:
**Karagöz ve Hacivat**'ın çenelerine dayanan kolları, orijinalinde kol değildir.
Birkaç yıl önce **Karagöz** metinleri olduğu gibi yayımlandığında kopan fırtınayı hatırlayın.
**Kemal Sunal** filmlerindeki müstehcen esprilere ve küfürlere bayılan halkımız, aslında atalarından devraldığı bir geleneği sürdürüyor.
Bu durumda; kadınların cildini ışıltılı gösterebilmek için parlak ithal kağıda basılan bu dergiler Türk örf ve ananelerine uygundur desek, doğru olur mu olmaz mı?
Bunun kararını da sizlere bırakıyorum.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
