Her dönemin değişmez kuralıdır: Eski kuşaklar gençleri eleştirir, kendi dönemlerinin daha iyi olduğunu öne sürer. Acaba doğru mu bu yargı? Bence, genel olarak değil. Çünkü eğer her yeni kuşak, eskisine göre bir bozulma yaşasaydı, dünyanın giderek gerilemesi ve yontma (hatta yontulmamış) taş devrine geri dönmesi gerekirdi. Oysa görüyoruz ki dünya sürekli ilerliyor, insanların ortalama ömrü uzuyor, teknolojik buluşlar birbirini izliyor, konfor artıyor. Demek ki yaşlıların “Ah bizim dönemlerimiz” sızlanması yerinde değil. Mutlu çağ ama her genellemede olduğu gibi bu doğrunun da tersine döndüğü ara dönemler yaşanabilir elbette. Mesela Fransızlar 1870’lerle Birinci Dünya Harbi’nin çıktığı 1914 arasını Belle Èpoque (Güzel dönem) olarak anarlar. Çünkü bu devir bir bolluk, zenginlik ve barış dönemi olarak yaşanmış, yaratıcılık tavana vurmuş. Savaş cehennemini yaşayan bir insanın “Ah o günler ne güzeldi” demesinde haklılık payı vardır elbette; çünkü dünya bir süreliğine de olsa geri gitmiştir. İngilizce’de de “Good old days” (Eski güzel günler) deyimi aşağı yukarı aynı duyguları anlatmak için kullanılır.
İçinde yaşadığımız dönemi gençler seviyor; mesajlaşmaya, Facebook’a, tweet atmaya, internete bayılıyorlar. Hakları da var elbette. Dünya iletişim teknolojisi inanılmaz büyük atılımlar yaptı. Ama acaba aynı şey kültür, sanat ve eğlence alanında söylenebilir mi? Bakın Güney Kore’li PSY adlı şarkıcı Gangnam Style adlı şarkısıyla bir milyarın üstünde tıklanarak bir dünya rekoru kırdı. Adam 250.000 dolar alıp Türkiye’ye de geldi; yirmi bin genç yağmur altında onu dinledi. Bir müzisyen olarak benim kulağıma mısır patlağı gibi geliyor ama demek ki sevenleri var. Çağın en büyük seslerinden Andrea Bocelli’nin, hiç de küçümsenemeyecek 22 milyonluk dinlenme sayısına karşılık PSY kardeş, 1 milyarın üstünü görmüş. İngilizce’yi yanlış konuşarak kızları öpmek istediğini söyleyen “İnternet Mahir” de bir zamanlar internet rekorları kırıyordu. Beatles PSYGençlik dönemimizde hayranlıkla dinlediğimiz dünya grubu Beatles’tı. Onların She Loves You, Yellow Submarine, Elenor Rigby, Michelle, Yesterday gibi harika şarkılarını ve yorumlarını dinlemeye doyamazdık. John Lennon’un dünya barışına duyduğu özlemi dile getiren “Imagine” şarkısı yüreğimizi çarptırırdı. Bizim fenomenimiz Beatles’tı, şimdiki gençliğinki ise PSY. Yargılamıyorum, kınamıyorum, dinlemeyin demiyorum ama elinizi vicdanınıza koyup söyleyin: Beatles’ın yüceliğiyle, hoplayıp zıplayan ve durmadan Gangnam Style sözünü tekrar eden bu adam karşılaştırılabilir mi? Maharet nerede? Beste nerde? Sadece bilgisayar davulu üzerine tekrarlanıp duran Gangnam Style sözleri ve tabanı yanmış gibi hoplayıp zıplamak. Bana bizim dönemimizle günümüz arasındaki fark, bu yüzden korkunç geliyor. O zamanlar Sartre, Camus, Kafka okunurdu, şimdi tatminsiz ev kadınlarına seks heyecanları veren Grinin 50 Tonu okunuyor. Biz Beatles dinliyorduk, şimdi PSY dinleniyor. Bir takım tohuma kaçmış 60’lıklar da “Aman bize yaşlı demesinler, aman biz de genç görünelim” diye “jeans-Nike” giyip, bu modaları göklere çıkarıyorlar. En çok da bunlara gülüyorum. Onlara iyi PSY’ler! Ben almayayım!
