Kaç gündür gözlerimizin önün
de ilginç bir "seçim yönlen
dirme yarışı sergileniyor.
Basın her türlü seçimi manipüle et
meye alıştı ya; bu kez de konu İs
tanbul Üniversitesi rektörlük seçimi.

Seçimden önce köşesini gün
lerce bu konuya ayıran yazarlar ol
du. İstedikleri adayı seçtirmek için,
öteki adayları karalama yarışına
girdiler.

Sonra seçim istedikleri gibi so
nuçlandı ama bununla yetinemez
lerdi: Ya YÖK'te yanlış bir sıralama
çıkarsa.

Bu kez YÖK için yazdılar. Ku
rumdan, gerçekten de tuhaf bir lis
te çıkınca, bu kez Cumhurbaşka
nı'nın kararını etkilemek için kaleme
sarıldılar.

Konuyu sadece kişiler boyutun
da ele almakla da kalmayıp, rejim
ölçeğine genişlettiler.

Eğer istedikleri aday İstanbul
Üniversitesi'ne rektör olmazsa
"Türkiye'de kıyamet kopacak,
rejim tehlikeye girecek" diye
haykırmaya başladılar.

Bu kadar militanlık niye yapılı
yor; anlamış değilim.

★★★

Biliyorsunuz, bu köşede kimse
Sorgusuz sualsiz
medya infazları yapılmaz. İnsanla
rın haklarına, hukuklarına, onurları
na saygı gösterilir.

Bu bakımdan tanımadığım iki
aday hakkında aleyhte ya da lehte
bir şey yazacak değilim.

Bu konuda sadece, zihinlerde
soru işareti kalmaması için Murat
Belge ve Profesör Burhan Şe
natalar gibi son derece saygın bi
lim ve düşünce adamları tarafından
öne sürülen "intihal" iddialarının
açıklığa kavuşturulması gerektiğini
belirtmekle yetiniyorum.

Çünkü bilim böyle bir şaibeyi
kaldıramaz. Madem ki bu iş dalla
nıp budaklanmış; durumu açıklığa
kavuşturmak, en başta sayın
Alemdaroğlu'nu rahatlatır. Çünkü
bu saygın ismin böyle bir nedenle
lekelenmesi hepimiz için üzücüdür.

★★★

eçim yönlendirme yarışının en
rahatsız edici yönü temelsiz suç
lamalar. Türkiye'de adet olduğu
üzere yazarlar, karşı oldukları aday
ları tanımadan, bilmeden, yüzlerini
bile görmeden verip veriştiriyorlar.

Benim arşivimde 94 yerel se
çimleriyle ilgili öyle insafsız saldırı
yazıları ve iftiralar var ki, bugün çı
karıp göstersem, birçok kişinin yüzü
kızarır.

Bu yazılar seçimler yapılıp bi
tince kesilir; iddiaların yalan oldu
ğu anlaşılır ama bir kez iş işten
geçmiştir.

İstanbul Üniversitesi rektörlüğü
nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, kim
rektör olursa olsun; ama çıkar uğru
na insanlara leke sürülmesin.

Üç rektör adayından Profesör
Mesut Parlak, mesleğinin en iyi
isimlerinden biri olmasının yanı sıra,
en az diğer adaylar kadar laik, Ata
türk'ün temel ilkelerine bağlı, ay
dınlık bir Cumhuriyet profesörüdür.

Rektör olursa bırakın laik reji
min tehlikeye girmesini, tam tersi
ne; bu konudaki en ileri adımlar
atılır.

Benim arkadaşlarıma tavsiyem;
bir seçim uğruna kimseye kara çal
mamaları.

Hep beraber sonucu bekleye
lim. Nasıl olsa gazete yazılarından
etkilenmeyecek olan Sayın Cum
hurbaşkanı özgür iradesiyle kararını
verecek.

Unutmayın ki yasalar bu yetkiyi
köşe yazarlarına değil, Cumhurbaş
kanı'na veriyor.

Biraz sabır!