Sık sık karşımıza çıkarlar. Neler okudukları sorulduğunda büyük bir gururla, "Ben öyle roman, hikaye, edebiyat medebiyat okumam kardeşim!" derler. Bu cümleyle, ne kadar ciddi, ne kadar ağırbaşlı, ne kadar bilimsel olduklarını anlatmak isterler. Roman, hikaye, şiir, miir romantik genç kızlar içindir. Büyük adamlar (!) sadece inceleme, bilimsel araştırma, tarihi analiz, politik tahlil kitapları okurlar. Bunu da övüne övüne ilan ederler.

Bana kalırsa, böyle konuşanlar, hiç kitap okumamışlardır. Çünkü bir kitap okuru, dünyanın söz zenginliğini inkar ederek yola çıkmaz. Edebiyat birikimi inkar etmez. Bu kişiler kitap okumazlar ve kendilerini ciddiye aldırmak için böyle konuşur ve edebiyat eserlerini aşağılama yolunu seçerler. Dedikleri doğru olabilir mi diye bir an düşünelim. Edebiyat işe yaramaz mı gerçekten? Vakit öldürme aracı mıdır, genç kızların rüyalarını süslemeye mi yarar sadece? Ve soralım kendi kendimize: Bu dünyadan Homeros geçmeseydi, İlyada ve Odise yazılmasaydı, hiç bir şey değişmez miydi? William Shakespeare, Moliere, Stendhal, Fuzuli, Baki, Nef'i, Nedim, Karacoğlan, Cervantes, Tolstoy, Dostoyevski hiç yazmasalar, hiç varolmasalardı bugün nasıl bir dünyada yaşıyor olurduk? Yunan trajedileri oynanmasa, Manas ve Kalavela destanları söylenmese, Yunus Emre dörtlükleri insanların gönüllerine akmasa nasıl olgunlaşacaktık, insanlık değerlerini nasıl geliştirecektik Bu dünyadan gelip geçen kuşaklar, yani milyarlarca insan, atasözleri, deyimler, teşbihler, mecazlar, masallar, efsaneler söylemese, bu muazzam mirasın eksikliğini neyle dolduracaktık?

Dolayısıyla "Ben edebiyat medebiyat okumam kardeşim!" diyerek, kendilerini dünya söz birikiminin üstüne çıkarmaya çalışan ve sözüm ona "bilimsel" olduklarını zanneden kişiler, çok sığ bir görüşü ifade ediyorlar. Çünkü, kurulmuş bütün uygarlıkları söz sanatına borçluyuz.

Bir de dilimize girmiş "Edebiyat yapma!" sözü var. Aşağılama amaçlı bir söz bu ve bana göre, kullananı gülünç duruma düşürüyor. Siz sevgili okurlar, iyi ki bunlardan değilsiniz.