BÜYÜK hikaye ve oyun ustası Anton Çehov'un ağabeyi de yazardı.
Kardeşinin çapında olmasa bile, ilginç oyunlar yazıyordu.
O zamanların Moskova'sında iki kardeşi çok bunaltmışlardı.

Bunun üzerine ağabey Çehov, Moskova aydınlarının iki yüzlü zavallılığını anlatan bir oyun yazmaya girişti.
Bu kararını da taşrada olan kardeşine mektupla bildirdi.
Anton Çehov'un cevabı çok sertti: Ağabeyine, o oyun projesini derhal bırakması gerektiğini bildiriyor ve diyordu ki "Bu senin sanatındır. Nasıl olur da sanatını bu adamlardan öç almak gibi süfli, sıradan bir amaç için kullanırsın? Bunları yok say. Eserini yaratmaya devam et!"

***

DÜNYANIN gelmiş geçmiş en soylu sanatçılarından biri olan Anton Çehov, sezgisiyle çok doğru bir yöntem bulmuştu.
Gerçi Moskova çevreleri Anton Çehov'u çok bunaltmıştı. Hatta; bugün dünyanın hayranlıkla alkışladığı Martı oyununun ilk temsilinde sanatçıyı yuhalamışlar ve o da tiyatrodan doğruca istasyona giderek ilk trene binip Moskova'dan kaçmıştı ama sanatını, gündelik öç duygularına karıştırmıyordu.
Onun için sanatı kutsaldı, yüceydi, erişilmezdi ve günlük dedikoduların onu yıpratmaması gerekiyordu.
Zaten yıpratma kampanyalarının da amacı onun sinirlerini bozup, yazacağı o güzelim öykü ve oyunları engellemek, onu dipsiz bir dedikodu girdabına çekmekti.

***

TÜRKİYE'deki birçok sanatçının da bu sıkıntıları yaşadığını biliyoruz.
Nazım Hikmet'ten, Yaşar Kemal'e kadar aleyhinde yazılmamış, dedikodusu yapılmamış sanatçımız yok.
Bunu sadece ideolojik mücadeleye de bağlamamak gerekiyor.
Çünkü bazı "solcu"ların(!), öne çıkmış sol düşünce adamları için yazdıkları, sağcıları çok geride bırakmıştır.
Mesela Hikmet Kıvılcımlı'nın Nazım Hikmet için yazdığı ve yayınladığı bir broşürü hatırlıyorum. İçinde öyle korkunç iftiralar vardı ki, okurken öfkeden yüzüm kızarmıştı.

***

BU iş dünyanın her yerinde böyle.
Demek ki sanat ve dedikodu ortamı birbirinin ayrılmaz parçaları.
En önemlisi Anton Çehov gibi sağduyulu, dengeli ve ölçülü davranabilmek ve sanatının yüceliğini, bu kısır ve gelip geçici dedikodu ortamına feda etmemek.
Çünkü dedikodu geçici, sanat ise kalıcıdır.

E mail: livaneli@milliyet.com.tr