GENELKURMAY Başkanı Orgeneral Karadayı'nın beklenmedik bir ziyaretle, Yunanistan'a defne dalı uzatması, göründüğünden de önemli.
Yunan Büyükelçiliğinin düzenlediği 25 Mart resepsiyonunda hiç kuşkusuz en önemli konuk, Türk Genelkurmay Başkanı olacaktı. Çünkü 25 Mart, Yunanlıların Türklerden kurtulmalarını kutladıkları bir bayram günü.
Bu jestle Türk Genelkurmay'ı, savaşı değil barışı yeğlediğini göstermiş oldu.
Savaş, ancak kaçınılmaz olduğu ve bütün diyalog olanakları tükendiğinde başvurulacak bir yöntem.
Ve dünyadaki iyi askerler bu olguyu iliğinde kemiğinde hissetmekte.
Gerektiğinde Yunanistan'la nasıl savaşılacağının stratejik hesaplarını yapan askerler, bir yandan da böyle bir savaşın birinci tercihleri olmadığını gösteriyorlar.
***
AYRICA Genelkurmay Başkanı'nın Yunanistan konusundaki düşünceleri de ilginç.
Yunanlılara, komşu olduğumuzu ve bir apartmanın karşılıklı dairelerinde oturan insanlara benzediğimizi hatırlatıyor.
Kavgaya ve gerilime dayanan bir komşuluk ilişkisi iki daireye de yaramaz.
***
KARINCA kararınca yıllardır Yunan basınının sorularını cevaplarken bu kavramı geliştirme-ye çalışıyorum. Fransızların bir atasözünü hatırlatıyorum onlara: "İnsan dostunu seçebilir ama komşusunu seçemez."
Yunanlılarla Türkler birbirini seçmemiş; bu yüzden sevmek zorunda da değil.
Akıllı insanlar olarak iyi geçinmek ve bölgede ortak zenginlik yaratmak, birbirini tüketecek savaşlara ve gerilimlere sürüklenmekten daha iyi değil mi?
Almanya ile Fransa da birbirine
aşık değil ama müthiş başarılı bir ortaklık sürdürüyorlar.
***
BİZİM politikacılar, askerin sırtından prim yapmaya çok meraklı.
Hesapsız kitapsız şoven demeçlerle sağa sola "Vururum, kırarım, parçalarım!" tehditleri fırlatıyorlar.
Basiretsizlikleri yüzünden çözemedikleri sorunları askere ihale etmeye ve Ankara'da oturup kahramanlık gösterisi yapmaya bayılıyorlar.
Ne var ki işin içinde olan ve savaşın ne demek olduğunu bilen askerler daha temkinli.
***
GAZİ ölmeden önce Hitler ve Mussolini ile ilgili bir kehanette bulunmuş.
"Bu iki adam bir dünya savaşı çıkarıyorlar" demiş. "Milyonlarca insanı felakete sürükleyecek bir savaş. Çünkü ikisi de asker değil. Savaşın ne demek olduğunu bilmiyorlar."
Mustafa Kemal'in savaş trajedilerine tanıklık etmiş olan yorgun gözleri, Anafartalar'da, Suriye'de, Trablusgarp'ta, Sakarya'da ölen yüzbinlerce gencin görüntüleri ile kederlenmişti.
Bu yüzden Hitler ve Mussolini'yi küçümsüyor ve onları, "savaşı bilmedikleri için savaş çıkarmakla" suçluyordu.
***
GENELKURMAY Başkanı'nın Atina'da büyük yankılar uyandıran ziyaretinin zamanlaması da ilginç.
Başbakan Simitis ve Dışişleri Bakanı Pangalos'un, Türkiye'nin Avrupalı olduğunu vurgulayan ve dostluk temaları içeren mesajlarına Ankara'dan herhangi bir karşılık gelmedi.
Gelmeyecekti de.
Çünkü Ortodoks Yunanistan'a yollanacak dostluk mesajları, Erbakan'ın kafasındaki Refah Partisi imajına uygun düşmüyor.
