Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis çok önemli bir politikacı.
Andreas Papandreu'dan devraldığı partide ve ülke yönetiminde böylesine köklü değişiklikler yapabilmek her babayiğidin harcı değildi.
Çünkü Andreas Papandreu halkı için karizmatik bir liderdi ve ne yazık ki yönetimini gerilim politikaları üzerine kurmuştu: Amerika ve Avrupa ile gerilim.
Bu politikada Türkiye özel bir yer tutuyordu.
Türkiye nefreti, neredeyse Pasok'un resmi politikası haline gelmişti.
Bir de bugünkü gelişmelere bakın: Pasok, Türkiye ile dostluk politikasından dolayı halkın desteğini ve seçimi kazanıyor.
Parti aynı parti.
Sadece lider değişik.
Papandreu'nun koltuğunda Simitis oturuyor.
Simitis, karizmatik Papandreu'nun aksine, sessiz, sakin ve dramatik jestler yapmayan bir politikacı.
En önemli özelliği ise selefinin tam tersine gerilim politikalarını değil, uzlaşma yöntemlerini geliştirmek.
Yeni dönem Yunanistan'ın çok işine geliyor.
Çünkü;
a) Avrupa Birliği içinde yaramaz çocuk rolü oynamıyorlar.
Önceki dönemde, Türkiye'yi AB'ye alma niyetinde olmayan büyük Batı devletleri hep Yunanistan bahanesinin arkasına sığınıyorlardı. Yunanistan oynadığı rolü değiştirince, her ülkeyle ikili ilişkiler daha gerçekçi zeminlere oturdu.
b) Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği yolunu açıyorlar.
c) Türkiye ile uzlaşmazlık noktalarını uluslararası platforma taşıyorlar.
Bundan böyle Kıbrıs, Ege gibi bütün sorunlar, Avrupa Birliği çatısı altında çözüm arayacak. İhtilaf konuları, Lahey Adalet Divanı gibi uluslararası mahkemelere gidecek. Oysa Türkiye yıllardan beri Türk-Yunan ilişkilerini, ikili müzakerelere hapsetmeye çalışıyordu. Yunanistan'ın dostluk taarruzu, Türkiye'nin bu ulusal politikasına son verdi.
Yumuşama dönemi, Yunanistan'ın dış politika hedeflerine uygun yönde ilerliyor.
Sorunlarınızı uluslararası platforma çıkarıp, böyle bir üst iradeyi kabul ettiğiniz anda, verilen kararlara da uymak zorunda kalacaksınız.
Kardak gibi kriz konuları uluslararası mahkemeler tarafından çözülecek.
Amerikan yönetimi dün, "Kıbrıs'ta çözüme hiç bu kadar yaklaşmamıştık." açıklamasını yaptı.
Simitis'in başarısı, bu milli politikayı halka iyi anlatımı gösteriyor.
Seçmenlerini, gerilim politikası yerine dostluk girişiminin, Yunanistan'ın çıkarlarına daha uygun olduğu konusunda ikna etti.
Bu arada partisi içinde kırgınlık yaratmamak için Pangalos ve arkadaşlarını da kabineye aldı.
Usta bir politika doğrusu.
Yunanistan, Avrupa Birliği üyesi.
Kişi başına düşen milli geliri bizimkilerin üstünde.
Kentlerinde, kasabalarında uygar ve zevkli bir yaşam var.
Şiddet eylemlerine hemen hemen rastlanmıyor.
Yurttaşları vize kuyruklarında helak olmuyor, yabancı ülke kapılarından kovulmuyor.
Dünyadaki yeri de çok saygın.
Şimdi de Simitis gibi usta bir yöneticinin elinde giderek parlıyor.
Ne diyelim?
Darısı başımıza...
