27 yıl önce bugün, Türkiye’nin kaderini değiştirecek dönüm noktalarından biri yaşandı: Kenan Evren ve arkadaşları darbe yaparak, ülke yönetimine el koydu. Siyasi partileri kapatıp, politikacıları tutukladılar ve onlara yıllarca sürecek siyaset yasakları koyarak demokratik olgunluğumuzu geciktirdiler, partileri parçaladılar, iki ana nehir halinde akması gereken siyasi hayatımızı bin bir partiye bölünen yamalı bohçaya benzettiler. Bunun acısını hâlâ çekiyoruz. Ama en büyük hataları bu değildi.

Eğer Türkiye 60 yılında müdahaleye uğramasa, arkasından 71 ve 80’de bu iş tekrarlanmasaydı; klasik demokrasilerdeki ana sağ ve ana sol eksen, CHP ve DP çizgisinde kendini geliştirerek ve yeni kadrolar yetiştirerek devam edecek, Türkiye başka türlü kutuplaşmalara ve bölünmelere uğramayacaktı. Kenan Evren ve arkadaşları, toplumu ve sosyal olayları, kendi kafalarına göre düzenleyeceklerini sanarak müthiş bir yanılgıya imza attı. Ama en büyük yanılgıları bu da değildi.

Üniversite hocalarının sakallarına bile karışan, muhalif aydınları vatan haini ilan etmekten çekinmeyen askeri yönetim, gençliği politikadan uzaklaştırmak için, sonuçları bugün bile hissedilen bir program uyguladı, sendikalar başta olmak üzere her tür sivil örgütlenmeye darbe indirdi. Ama en büyük kötülükleri bu da değildi.

Ortalığa gözdağı vermek için 17’sine yeni basmış bir çocuk olan Erdal Eren’i, yaşını büyüterek idam ettiler. Belki en büyük cinayetleri buydu ama ülkenin geleceğini etkileyecek stratejik kararları bu değildi.

12 Eylül yönetiminin Türkiye’ye yaptığı kötülükler saymakla bitmez ama gelin bunların en büyüğünün ne olduğunu saptayalım: 12 Eylül cuntası, uluslararası güçlerin planlaması sonucunda Türkiye’yi uzun dönemde siyasi İslam’a kaydıracak projenin uygulayıcısı oldu. Batı’da pişirilip kotarılan bu plan, Kenan Evren ve arkadaşları tarafından sahneye konuldu. Soğuk Savaş döneminde sol öğrenci hareketlerini en büyük düşman olarak ilan eden cunta, bunun karşısına İslamcı bir hareket yerleştirmek istedi. Çok sayıda imam hatip okulu açılmasına ve bunların Arap kökten dinciler tarafından finanse edilmesine, müfredatlarının da onlar tarafından oluşturulmasına destek verdi. Parayı yatıran çevreler, bu işin yirmi senede sonuç vereceğini ve bu okullarda yetişen kadroların Türkiye’yi dönüştüreceğini biliyordu. Öyle de oldu. Ne kadar çelişkili görünse de; 12 Eylül darbesi, Türkiye’nin siyasal İslam’a kaymasının temelini hazırladı. Uluslararası güçlere karşı görevlerini yerine getirdiler ama kendi ülkelerine yaptığı kötülüğü nasıl açıklarlar, bilemiyorum. Kenan Evren’in yaptığını ortaya koyan esas tablo budur.