Size nasıl sesleneyim, nasıl hitap edeyim; sizi
hangi sıfatla anayım bilemiyorum!
Öyle utanmaz, öyle kötü niyetli, öyle bencil,
öyle küçük hesapçı, öyle sinsi ve öyle ödleksiniz ki,
bu konularda hayli zengin olan Türkçenin kelime
dağarcığı bile sizi anlatmaya yetmiyor.
Yıllardan beri gözlüyorum sizi!
Yaptıklarınızı biliyorum.
Yukarıda saydığım niteliklerinizle büyük bir işi
başardınız!
Neyi mi?
Bu ülkenin canına okumayı, parasını pul etme-
yi; halkını ahlaksız, gençliğini değersiz kılmayı!
Nerede güzel, onurlu, namuslu bir çaba varsa,
boğmaya çalıştınız.
Nerede bu ülkenin insanlarını özellikle de
gençlerini- daha uygar, daha dürüst, daha barışçı
bir dünyaya çağıranlar varsa onları çarmıha ger-
meye harcadınız bütün gücünüzü.
Elinizdeki olanaklarla lumpen kültürünü besle-
diniz; milyonlarca kültür lumpeni yaratılmasına
katkıda bulundunuz.
Eli kalem tutanı yerin dibine sokup, göğsüne ji-
let atanı örnek gösterdiniz.
Her sabah, her akşam bu halkın beynini yıka-
yıp, onları dünyanın en değersiz insanları olarak
yetiştirmeye gayret ettiniz.
Dünyadaki değerler hiyerarşisini altüst etmek
işinize geliyordu: Ne demekti kardeşlik, barış, in-
san hakları, entelektüel birikim, merhamet, onur,
nezâket, sanat, edebiyat!
İmparatorluk kültüründen gelen bu ülkeyi, soy-
tarıların cirit attığı büyük bir sirke çevirmeyi başar-
dınız.
Sanki kendi ülkenizden intikam alıyordunuz.
Sanki bu ülkeyi çürütmek ve değerlerini yok et-
mek için özel olarak görevlendirilmiştiniz.
Sizin bu ülkeye verdiğiniz zararı İngiliz işgal
kuvvetleri bile veremedi.
Türkiye'nin geleceğini yokettiniz.
Küçük adamlar olarak büyük egolarınız vardı.
O yere batasıca egolarınızı tatmin etmek için
olmadık rezillikleri, olmadık hinoğluhinlikleri de-
nediniz.
Ne kadar üçkağıtçı, yeteneksiz, bu ülkeyi yö-
netmekten aciz, cahil cühela varsa onları başımıza
geçirmek için çırpındınız.
Karşılıklı birbirinizi aklama, kurtarma operas-
yonları düzenlediniz.
İşte sonuç ortada!
Giderek lumpenleşen bir halk, titrek bir hükü-
met, vur patlasın çal oynasın bezirgân saltanatı,
dünyadan dışlanmış, adı hakaret yerine anılan bir
ülke, kendini elit sanıp sosyete dergilerine pozlar
veren rüküş düzenbazlar sürüsü ve parası pul ol-
muş bir memleket.
Gözünüz aydın!
Şimdi bu başarınızın üstüne buzlu bir viski yu-
dumlayın ve yeni tezgâhlarınızı sahneye koyun.
Bu sıralarda mübarek mabadını yaladığınız Re-
cep Tayyip'i başbakan yapın; Atatürk'ün koltuğu-
na oturtun.
Biliyorum ki gücünüz bunu da başarmaya ye-
ter!
Ama unutmayın ki bu gidişle sizlerin çocukları
ve torunları bile bu ülkede sokağa çıkamayacak.
Yarattığınız cehennemin sizi de yutacağı günler
yakındır.
