Bütün dünyayı ilgi lendiren Belgrad olayları, aklıma Sokollu Mehmet Paşa'yı getiriyor ve bu olağanüstü in sanı, dahi devlet adamını bir kez daha saygıyla anmama vesile oluyor.

Osmanlı tarihinin en bü yük veziri olan Sokollu Meh met Paşa, bildiğiniz gibi Sırp kökenli.

Osmanlı'ya birçok devlet adamı kazandırmış olan meş hur Sokoloviç ailesinden geli yor.

Gerçek adı Bayo Sokolo viç.

İstanbul'da adına bir ca mi yaptırılan Rüstem Paşa da aynı aileye mensuptur.

Osmanlı idaresinin dev şirme siyaseti zaten biliniyor ama beni şaşırtan şey; Bayo Sokoloviç'in sanıldığı gibi çocuk yaşlarda değil, 18 ya şından sonra Osmanlı'ya getirilmiş olması.

Bayo Sokoloviç, 18 ya şına kadar inançlı bir Hıristi yan olarak Sırbistan'da ya şıyor ve kilise korosunda or todoks ilahileri söylüyor.

Aklımın ermediği şey 18 yaşına kadar inançları ve dünya görüşü pekişmiş olan bir gencin, o yaştan sonra din ve kültür değiştirerek içi ne girdiği yeni idarenin en yüksek mevkilerine ulaşma S1.

19. yüzyılda doğmuş olan milliyetçilik kavramıyla malul kafalarımız, bu büyük gerçeği algılamakta güçlük çekiyor. Çünkü ne de olsa biz ulus-devlet çağının ço cuklarıyız. Daha önceki yö netim biçimlerini ve o dö nemdeki insanların duygula rını anlayamıyoruz.

★★★

şin bir başka öğretici yanı da Osmanlı'daki insan değerlendirme sistemi.

Bayo Sokoloviç, Dersa adet'te eğitim görüp yetenek lerini sergiledikten sonra devlet katlarında hızla yükseliyor ve Rumeli Beylerbeyi oluyor.

Bu görev, savaşmasını, or dulara komuta etmesini gerek tiriyor ama Sokollu adını alan bu genç adamın savaş idare et mekte pek de yetenekli olma dığı anlaşılıyor.

Gerçek yeteneği diplomasi alanında.

Hatta bunun çok etkili bir öyküsü var: Sokollu Meh met Paşa yönetimindeki Os manlı ordusu, Balkanlar'da bir kaleyi kuşatmış ama çok şid detli çarpışmalara rağmen kale direnmeye devam etmiş. Kale komutanı Sokollu'ya bir mek tup yollayıp, kış mevsiminin bastırmaya başladığını, bu yüz den muhasarayı kaldırmasının uygun olacağını iletmiş.

Tabi kendi dilinde yazmış bunları.

Sokollu mektubu oku yunca gülümsemiş ve çadırına girip bir kağıda, Virgilius'tan Latince dizeler yazmış. "Eğer bir gün balıklar havada uçar ve kuşlar deniz dibin de yüzerse, bu dediğin ola bilir." anlamında bir şiirmiş bu.

Bu gerçek hikayeyi okudu ğum zaman çok etkilenmiştim. Çünkü Sokollu bütün Avrupa dillerini biliyor, herkesle kendi dilinde yazışıp, konuşuyor. Ay rıca Virgilius'u ezbere bilecek kadar Latin ve dünya edebiya tına vakıf.

Osmanlı kısa zamanda So kollu'nun gerçekten yetenekli olduğu alanı kavrıyor ve onu diplomasiye kaydırıyor.

Sonrası malum!

Üç padişaha vezirlik yapan büyük devlet adamı Sokollu Mehmet Paşa, Osmanlı tari hinin belkemiği haline geliyor.

Yetenekli insanlarımızın ço ğu gibi onun da hayatının trajik bir ölümle noktalandığını be lirtmeye gerek var mı bilmiyo rum.

Hizmetlerinin bedelini bı çaklanarak ödedi büyük vezir.

Bugünkü Sırp kargaşasını görse ne düşünürdü acaba?

Daha da önemlisi bizim halimizi görse ne derdi?

Neyse Pazar Pazar politika ya girmeyelim.

Nur içinde yatsın!