Yargıtay Başkanı Sami Selçuk "Devletin değil, birey yurttaşın öne alınması" nı isteyen bir konuşma yaptı.

Bu yaklaşım, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslaşma süreci döneminden kalan ve açıkça ifade edilmese bile devleti halka karşı koruma esasına dayalı yönetim anlayışını kökten değişime uğratmayı hedefliyor. Bu da yeni bir anayasa anlamına gelmekte.

Cumhurbaşkanı Sezer de zaman zaman yeni anayasa gereğinin altını çiziyor.
İyi de bu anayasayı kim yapacak?
Siyasi liderlerin vesayeti altına girmiş bugünkü meclis mi?
Yoksa anayasa yazma amacıyla kurulmuş bir anayasa konvansiyonu yani bir anlamda kurucu meclis mi?

Yargıtay Başkanı, toplumun bütün kesimlerini temsil yeteneğine sahip bir kurucu meclis öneriyor.

Bence en akla yakın öneri de bu.

Çünkü dünyanın saygın üniversitelerinde yapılan araştırmalarda incelenen 120 ülkede, meclis tarafından yazılıp da başarılı olmuş bir anayasa modeline rastlamak mümkün değil.
Başarılı olan modellerde ya yeni ve özel bir meclis oluşturuluyor ya da mevcut meclis, anayasa tasarıları hazırladıktan sonra seçime gidiyor. Bu seçimlerde her parti, nasıl bir anayasa tercih ettiğini halka anlatıp ona göre oy istiyor. Daha sonra, seçimlerde galip gelen partinin anayasa anlayışının halk tarafından destek gördüğü varsayılıyor.
Ama bu yöntemi uygulayan ülke sayısı çok az ve model bir çok ülkede başarısızlığa uğramış durumda.
Anayasa yazımıyla ilgili olarak dünyada denenmemiş model kalmamış, iş biraz boz tahtasına dönmüş ama bugüne kadar bulunan en başarılı model; özel anayasa konvansiyonları tarafından hazırlanan anayasalar.

***

Mevcut meclis (yani yasama), veya hükümet (yani icra) ya da Anayasa Mahkemesi-Yargıtay (yani yargı) erklerinden birinin tek başına anayasa hazırlaması, pek kabul edilebilecek bir öneri olamaz.

Çünkü bu erklerden hangisi anayasa yazma görevi üstlense, kendi güç alanını genişletme amacı güdecektir.

Bu yüzden aklın yolu; toplumun saygı duyduğu ve evrensel ölçüde kalitesini kabul ettirmiş bilim, hukuk, kültür, ekonomi, yönetim alanındaki şahsiyetlerden kurulu; asker ya da sivil hiç bir otorinin gölgesi altında kalmayan bir kurucu meclisin anayasa yazımını üstlenmesi.

Türkler'in tarihinde hiç sivil anayasa yapılamamış olmasının panzehiri bu.

★★★

Amerika'da Jean Fritz tarafından yazılan ve yeni yayınlanan bir kitabın başlığı şöyle: "Şşşt! Bir Anayasa Yazıyoruz!"
Çocuklar için hazırlanmış olan bu güzel kitapta Fritz, Amerikan Anayasası'nın yazılış serüvenini anlatıyor.

Ve kitapta Amerikan Anayasası'nı yazan kurulun, bunu onaylatmak için dahi meclislere(state legislator) güvenmediği ortaya çıkıyor.

...ama şimdi bu anayasayı eyaletlere nasıl sunacaklardı? Her eyalet meclisi anayasayı kabul edip etmeyeceği konusunda oylama mı yapmalıydı? Kararları 'Hayır!' oldu; eyalet meclislerine güvenilemezdi. Çünkü onlar kendi iktidarlarının devamını ister ve ret oyu verirlerdi."

Gördüğünüz gibi Amerikan Anayasası'nın yazılış serüveni ve bu konuda iktidarlara, meclislere güvenilemeyeceği gerçeği okul çocuklarına öğretiliyor.

Acaba bizim entellektüel dünyamız, üniversitelerimiz ve yönetim kademelerimiz, çocukların bildiği bu gerçeği ne zaman geniş bir katılımla benimseyecek ve moda deyimle içine sindirecek?