Doğru soruyu, doğru zamanda,
doğru kişilerin sorması gerekiyor.
Yoksa iş yörüngesinden çıkıyor.
Bunun en çarpıcı örneği Recai Ku-
tan'ın Hizbullah'ın devlet tarafından
desteklenip desteklenmediği konusuna
serbest dalış yapması.
Günlerdir birçok yazar bu konuyu
gündeme getiriyor ve eğer devlet içinde,
-Mesut Yılmaz'ın deyimiyle- bu "ihanet"
e ortak olmuş görevli varsa, ortaya çıka-
rılmasını talep ediyor.
Bu haklı ve doğru bir soru.
Uğur Mumcu'nun ve birçok yazarın
yıllar önce dile getirdiği bir kuşku.
★★★
Ne var ki köşe yazarlarının kaleminde
haklı olan bu soru, iç siyaset manev-
ralarına alet edilince yörüngesinden sapı-
yor.
Refah kadrolarının 28 Şubat travması,
bu mantıklı soruları, bir politik öç alma
sığlığına indirgeyiveriyor.
Böylece, bu soruyu dile getiren ve bel-
ki daha yıllarca getirecek olan birçok ya-
zar susuyor.
Çünkü Refah kadrolarının oyununa
alet olmak istemiyor.
Recai Kutan'ın konuşması en büyük
darbeyi, bağımsız düşünen köşe yazarla-
rına indirmiş oluyor.
★★★
Ayrıca Refah/Fazilet yönetici kadro-
larının, acaba devlet ve suç ilişkisini
sormaya hakkı var mı?
Bunun cevabını Refah Partisi'nin ik-
tidar döneminde aramak gerekiyor.
Devletin, suç örgütleriyle sarmaş dolaş
oluşunun miladı sayılan ve Cumhuriyet
tarihinin en büyük skandalı olarak kabul
edilen Susurluk, Refah iktidarı zama-
nında ortaya çıktı.
Ve hükümet bu olayları soruşturmak
yerine kapatmayı, gizlemeyi ve dönemin
Başbakanı Erbakan'ın ağzından "fasa
fiso" olarak nitelemeyi tercih etti.
Daha sonra "Sürekli aydınlık için
bir dakika karanlık" eylemi yapan ve
demokratik bir Türkiye özleyen milyon-
larca insanı "Mum söndü yapıyorlar!"
cümlesiyle aşağılamaya çalıştılar.
Refah Partisi, kendisine itirazsız tes-
lim edilen iktidarda iyi sınav vermedi.
Durmadan "kan dökülmesi"nden
söz eden üslubuyla, hukuk devletine sırt
çevirmesiyle, halkı yere yatırıp şeriat en-
jekte etmekten söz açan temsilcileriyle,
televizyon ekranlarında ağızlarından kö-
pükler saçarak katliam çağrıları yapan
milletvekilleriyle, bu güvene layık olmadı-
ğını ortaya koydu.
İşte bu yüzden, kimse bu çıkışın "hu-
kuk devleti ve devletin suçtan arın-
dırılması" adına yapıldığına inanmıyor.
Bırakın doğru soruyu, doğru in-
sanlar sorsun!
