BASINA yansıdığı kadarıyla dağ fare doğurdu: Susurluk raporu bilinenleri tekrardan öteye gitmiyor.

Kendilerine devleti koruma misyonu yükleyen görevliler, bunları kullanan siyasiler, devlet görevlisi olarak çalıştırılan katiller, yargısız infazlar, yeraltı dünyasıyla sıkıfıkı ilişkiler, kumar ve uyuşturucu rantından pay almalar vs.
Artık bunları bilmeyen kalmadı.

Hem yabancı basında hem de bizim gazetelerde binlerce kez anlatıldı bunlar.

Hem de yıllarca önce.

***

RAHMETLİ Uğur Mumcu devletin içinde odaklanmış çevrelerin gölgeli ilişkilerine dikkat çeken yazılar yazardı.

Bir cinayet silahının numarasını verir ve bu silahın devlet malı olduğunu anlatarak yetkilileri göreve çağırırdı.

Katillerin, askeri cezaevlerinden ellerini kollarını sallaya sallaya çıkmalarının hesabını sorardı.

Kaçakçılarla devlet görevlileri arasındaki karanlık ilişkilere dikkat çekerdi.

Bu yazılar kimsenin kılını kıpırdatmadı.

Hiçbir savcı, bu belgeleri ihbar kabul edip soruşturma başlatmadı.

Hiçbir devlet kurumu, iddiaları ciddiye almadı.

Bunun yerine Uğur Mumcu'yu ortadan kaldırma yolunu seçtiler.

Bu iddialar, zamanında incelense ve gereği yapılsa Türkiye bugünlere gelir miydi?

***

BAKIN; Edirne katliamı soruşturmasında iki polise ulaşılması kimseyi şaşırtıyor mu?
Hayır!
Zaten herkes böyle bir şeyi bekliyordu.

İşte bir devlet ve güvenlik gücü için en korkunç güvensizlik budur.

***

SUSURLUK bir simgedir.
Eğer devlet, bazı suçlar işlendiğini kabul eder ve asker sivil ayrımı yapmadan suçluların üstüne giderse Türkiye temizlenir.
Ama kamuoyu anketleri halkın, böyle bir gelişme beklemediğini ortaya koyuyor.

***

KUTLU Savaş'ın hazırladığı raporu, Susurluk Komisyonu üyesi Fikri Sağlar'a sordum.
"Bizim ulaştığımız bilgiler tekrarlanıyor." dedi Sağlar. "Ama ince bir fark var. Kutlu Savaş, 15 ülkücünün Asala'ya karşı kullanıldığını söylüyor. Oysa Mehmet Eymür bize verdiği ifadede Çatlı ve arkadaşlarının Asala'ya karşı kullanılmasının planlandığını ama bu kişilerin uyuşturucu işine karıştığının anlaşılması üzerine bundan vazgeçildiğini söylemişti."