Beş yıl Önce bu köşede Profesör Halil İnalcık üstüne bir yazı yayımlamıştım.Bu yazıdan sonra üstat her zamanki alçakgönüllülüğüyle beni aramış ve bizim yazının, ‘Kendisi hakkında bugüne kadar yazılmış en doğru değerlendirme’ olduğunu söylemişti.Bunu üstadın büyük tevazuundan söylediğini biliyordum.Ama yine de karınca kararınca onun sağduyulu tarih anlayışına dikkat çekmiş olduğum için mutluyum.Bugünlerde Türkiye durmadan kendi tarihini tartışıyor.Bu tartışmaların sağlıklı olabilmesi için Bergson’un söylediği gibi “ideolojik deli gömleklerinin” cenderesinden kurtulmak ve objektif olmak gerekir. (Türkiye’de birçok kişi ideolojik deli gömleği sözünün Cemil Meriç’e ait olduğunu sanır ama ondan once Bergson söylemiştir.)İnalcık üstadın ‘Tarihçilerin Kutbu’ tavrının, bugünkü tartışmalara yol göstermesi umuduyla beş yıl önceki yazıdan bazı cümleleri tekrar yayınlıyorum.

Birkaç gündür büyük bir zevkle “Halil İnalcık Kitabı“nı okuyorum.Emine Çaykara çok güzel bir iş yapmış ve hocaların hocası Halil Bey’i günlerce konuşturmuş. İlginç soruların cevaplarını almış ve sonunda “Tarihçilerin Kutbu-Halil İnalcık Kitabı“ adıyla yayınlamış.Kitabı okuduğunuz zaman Halil Hoca’nın engin bilgisine, her bilgili insanın takındığı alçakgönüllü tavrına, geçmişin ışığında bugünü değerlendirme kapasitesine bir kez daha hayran kalıyorsunuz.Bence hocanın bütün bu özelliklerini taçlandıran çok önemli bir tarafı daha var: Makul oluşu, her şeyi aklın ve sağduyunun süzgecinden geçirme alışkanlığı.Bu özellik sanki herkeste bulunurmuş gibi gelir ama aslında çok az rastlanan bir meziyettir.İnsanlar (tarihçi bile olsalar) ideolojik, milli, etnik, dini sebeplerle gerçeği çarpıtmaya, aşırı yorumlar yüklemeye çok meraklıdırlar.Bazıları da sadece ilgi çekme merakından yapar bu aşırılaştırmaları.Ama Halil İnalcık, radyoda doğru istasyonu arayan ibre gibi sürekli araştırıyor, üzerinde çalıştığı konunun hem sağını hem solunu, hem geçmişini, hem geleceğini görüyor ve bulduklarını da müthiş bir bilim namusuyla eğip bükmeden, kimseye yaranmaya çalışmadan söylüyor.Bence bilimsel yeterliliği yanında onu dünya açısından son derece önemli ve vazgeçilmez kılan da bu.Halil Hoca bugün kamplara ayrılmış olan Türk aydınının ideolojik nedenlerle gerçeği eğip bükmesi eğilimi karşısında büyük bir bilimsel namus anıtı olarak duruyor.