GEÇEN yıl Financial Times'ın Dış Haberler Müdürü Edward Mortimer dostumuz, İstanbul'daydı.
Beşiktaş'taki Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne gittik birlikte.
O gün Yaşar Kemal yargılandığı için, ortalık ana baba günüydü.
Duruşma başladı.
Savcı beraat istiyordu. Konuşulanları Mortimer'e çeviriyordum.
Savcının beraat talebi, herkesi bir parça rahatlatmıştı.
Hatta Mortimer, Yaşar Kemal'in beraat ettiğine dair haberi neredeyse kafasında bitirmişti.
Ama sonra bildiğiniz gibi mahkeme heyeti Yaşar Kemal'i mahkum eden kararını açıkladı.
TAYYİP Erdoğan'a verilen cezayı yorumlayan bazı yazarların, savcı beraat istediği halde mahkemeden mahkumiyet kararı çıkmasını yadırgadıklarını gördüm.
Oysa bu, sık rastlanan bir durum.
Yaşar Kemal'in duruşmasını bu nedenle anladım.
TAYYİP Erdoğan'ın durumu, diğer fikir suçu yargılamalarına benzemiyor.
Çünkü Erdoğan, bir siyasetçi ve geleceğe yönelik güçlü siyasal emelleri var.
Bu açıdan mahkumiyet kararı, onun siyasi geleceğini doğrudan etkiliyor.
Şimdi iki olasılık söz konusu:
Bu karar ya Tayyip Erdoğan'ı siyasetten silecek ya da onu bir kahraman olarak kendi kitlesinin başına geçirecek.
Eğer Yargıtay DGM'nin kararını onaylarsa, siyasette Tayyip Erdoğan ismine rastlanmayacak artık.
Bir süre sonra unutulacak.
Ama eğer Yargıtay'dan bozma kararı çıkar ve Erdoğan, yeniden başlayacak yargılanma süreçleri sonunda aklanırsa, mağdur edilmiş bir siyasi olarak kendi kitlesinin gözünde bir kat daha büyüyecek.
SONUÇ olarak, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Tayyip Erdoğan hakkında verdiği karar, bu siyasetçiyi yok edebilir de, büyütebilir de!
Bunu zaman gösterecek!
