"SORUNLAR var; siyaset tıkanmış, toplum siyasetçilere güvenmiyor; ülke irticacıların, mafyacıların eline teslim olmak üzere!"
Okuduğunuz satırları DİSK bildirisinden aktardım.
Bildiri şöyle devam ediyor:
"Bütün bu olumsuzluklar karşısında ne yapacağız? Oturup seyredecek miyiz, yoksa müdahale mi edeceğiz?"
Sorunun cevabını yine bildiri veriyor:
"Seyirci kalmayacağız!
Biz bu topraklarda yaşayanların yarattığı toplumun bağrından çıkan bir örgüt olarak, Türkiye'nin üretenleri olarak, yani DİSK olarak siyasete müdahale etmeyi tarihsel bir görev olarak görüyor ve 8 Aralık'tan başlayarak İstanbul'dan Ankara'ya yürüyoruz."
***
DİSK Başkanı Rıdvan Budak İstanbul - Ankara yürüyüşünün ayrıntılarını anlatırken heyecanlanıyor; Gebze, Kocaeli, Adapazarı, Bilecik ve Eskişehir'den geçerek, 16 Aralık'ta Ankara'ya varacak olan yürüyüşçülerin, bu sanayi hattını geçerken halktan büyük destek göreceğine inanıyor.
Herkesin bu çabaya omuz vermesini, iki satır yazı yazmasını, bir telgraf çekmesini, mümkünse uğurlayıcılar ya da karşılayıcılar arasında yer almasını istiyor.
Biz de elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz.
***
SON zamanlarda sendikalar, bazı kesimler tarafından çok eleştirildi.
Askeri müdahale ortamlarına zemin hazırlamaktan tutun da, işverenlerle uzlaşmaya kadar binbir suçlamayla karşılaştılar.
Çünkü işçi örgütleri zor durumdaydı.
Askeri darbelerin perişan ettiği, bütün örgütlü yapıyı yıktığı bir dönemin yaralarını sarmak kolay olmuyordu.
16 Haziran yürüyüşüyle Türkiye'yi sarsan işçi sınıfı, örgütsüz, dağınık, amaçsız bir kitleye dönüştürülmek istenmişti.
Yıllar sürecek olan toparlanma dönemine girildiğinde ise, neredeyse emek - sermaye çelişkisinin bile önüne geçen bir irtica tehlikesi belirdi.
İşçi örgütleri, laik toplumu savunmak için, çeşitli kesimlerle işbirliği içine girdiler.
Ama bunların hepsi stratejik değil, taktik hedeflerdi.
İşçi örgütleri, emekçilerin hakkını savunmaktan vazgeçemez ve uzun dönemdeki demokratik ve ekonomik taleplerini gözardı edemezdi.
İşte DİSK'in yürüyüşü bu bakımdan çok önemli.
Yürüyüş, olağanüstü şartlarda kurulmuş ve Refah - Yol'a karşı tek çare olarak görüldüğü için yeşil ışık yakılmış Mesut Yılmaz hükümetiyle balayının bittiğini vurguluyor.
Artık eleştiri sokakta.
Türkiye'nin sanayi hattında.
***
BİLDİRİNİN sonunda "Yeter ki bizi yalnız bırakmayın!" denilmekte.
Türkiye, sanayi hattında yürüyen emekçilerini yalnız bırakmaz!
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
