Yazılarıma gelen elektronik okur mesajlarına bakıyorum. Sağduyulu, iyi niyetli okurları ayırırsak; geri kalanların hepsi ayrı telden çalıyor; sanki aynı ülkenin yurttaşları yazmıyor da bunları, üç ayrı grubun mensupları coşkuyla bilgisayar başına geçip döktürüyor. Anladığım kadarıyla bütün köşe yazarları aynı durumda. Her gün posta kutunuz övgüler ve sövgülerle dolup taşıyor. Eskiden “dilin kemiği yok denirdi” şimdi de “internetin kemiği yok!” Bu yüzden herkes oturup aklına eseni yazıp, bir tıkla gönderiveriyor. Türkiye’deki bütün köşe yazarlarına gelen elektronik postalar toplansa ve bunların genel eğilimi saptansa, ortaya çok ilginç bir tablo çıkar. (Üniversitelerde tez hazırlayanlar niye böyle ilginç şeyler yapmaz anlamak mümkün değil.) On binlerce e-mail bir araya getirildiğinde belirecek olan tablo eminim ki birçok kişiyi çok şaşırtacak. Beni ise hiç şaşırmayacağım, çünkü on yılı aşkın süredir temcit pilavı gibi tekrarlayıp duruyorum bu gerçeği. Beyler, hanımlar: Türkiye önce duygusal olarak üçe bölündü, şimdi bu bölünme hızlanıyor. Kutuplar birbirlerine karşı sertleşiyor. Birinin ak dediğine öteki kara diyor. Mesajları yazanların aynı ülke insanı olduğuna, aynı kültürde yetiştiklerine, aynı ulus birliği içinde olduklarına inanmak zor. Öylesine ayrılar ki birbirlerinden. Ve işin en kötü tarafı ne biliyor musunuz? Öfkeliler! Evet, korkunç öfkeliler. Sanki herkes bir hesaplaşma noktasına yaklaşıldığını düşünerek cephe savaşı vermekte. Siyasal İslam, kabına zarar veren milliyetçilik ve Kürtçülük hareketleri, Türkiye’yi hızla bir yol ayrımına sürüklüyor.

İnsanlar sürüye katılmaya bayılır; ayrıca öfke baldan tatlıdır. Bugün mesajlarla, yarın sopalarla, hatta silahlarla bulunduğunuz kutbu savunabilirsiniz. Ama unutmayın ki bu durum hepimize felaket getirir. İspanya’da Cumhuriyetçilerle Frankocular da ülkelerine iyilik yaptıklarını sanıyorlardı. Sonuçta İspanya bir milyon yurttaşını kaybetti. Unutmayın, kılıç çeken kılıçla ölür! Yıllardır ülkeyi yöneten kadrolar bu büyük tehlikeyi anlamadı, anlamamakta ısrar ediyor. Tek çare, ülkedeki sağduyulu insanların, kutuplaşmaları önleyecek bir akıl çizgisinde buluşmaları.