Hiç kendimizi kandırma-
yalım: Etkili ve yetkili
çevrelerin cumhurbaş-
kanı arayışı aslında cumhura değil,
devlete başkanlık edecek bir kişi
bulma ısrarıdır.
Yeni cumhurbaşkanı, devleti
cumhura karşı savunacak kişiler
arasından seçilecek.
Devlet bu konuda maceraya gi-
rişemeyeceği için de yeni adayın
yaşamı boyunca yaptıkları, Çan-
kaya Köşkü'nde yapacaklarının te-
minatı olmak zorunda.
★★★
Halkın ve meclisin, üzerinde
uzlaşabileceği bir aday
arandığı belirtiliyor.
Hiçbir yetenekli ve kariz-
matik insan, bu niteliklere uy-
maz.
Çünkü Türkiye ideolojik kamp-
lara bölünmüştür.
Birine uygun gelen aday, öte-
kince reddedilir.
Siyasi partilerin ve ideolojik
kampların Atatürk adı etrafında
bile konsensus sağlayamadığı dü-
şünülünce, böyle bir aday bulma-
nın zorluğu anlaşılır.
***
Ayrıca Türkiye, "negatif se-
leksiyon" ilkesine göre iş-
leyen bir ülkedir.
Elekler tersine eler ve yetenekli-
yi değil yeteneksizi ortaya çıkarır.
Partisine oy kazandıran değil oy
kaybettiren lider öne çıkar.
Başarılılar değil, başarısızlar
parlar.
★★★
Aslına bakarsanız Türkiye,
bir cumhurbaşkanı çıkarabilme po-
tansiyeline sahip.
Uluslararası kadrolarımız, pırıl
pırıl insanlarımız var.
Ama sistem bu insanlara geçit
vermez.
Medyayı yedeğine alan etkili ve
yetkili çevreler, yetenekli insanları
paramparça eder, toplum önünde
küçük düşürür, iftiralarla yıpratır ve
içinde kapkara macunların kayna-
dığı bir şark pazarında, dedikodu-
larla işini bitirir.
Bu toprakların kadim kuralıdır
bu.
★★★
Bu kural, medya gücünün
son derece arttığı özel tele-
vizyonlar döneminde çok daha kes-
kinleşmiştir.
Eğer Mustafa Kemal, Kurtu-
luş Savaşı'na başladığında İstan-
bul'un elinde etkili televizyonlar ol-
saydı, paşa iki günde "asi, ahlak-
sız ve halife düşmanı" olarak
damgalanır ve insan içine çıkama-
yacak duruma gelirdi.
Gazi'nin şansı, Anadolu insan-
larının mütareke basınını okuma-
masından kaynaklanıyordu.
★★★
Bütün bu gözlemlerin sonu-
cunda; Çankaya Köş-
kü'ne orta zekalı, orta ahlaklı,
orta malı bir vasatın oturaca-
ğından hiç kuşkumuz yok.
Ömrü boyunca özgün bir dü-
şünce ve davranış ortaya koyma-
mış, hiç risk almamış, hep dengele-
ri gözlemiş, kimseye ters düşmeme-
ye çalışmış, inançlarını saklamış,
kokmaz bulaşmaz bir vasat cum-
hurbaşkanımız olacak.
O muradına erecek, biz de vasa-
tistan cumhuriyetinin kerevetine çı-
kacağız.
Sonra da yıllarca "Biz niye bir
Tony Blair, bir Clinton çıkara-
mıyoruz?" diye havanda su dö-
vüp duracağız.
