Çocukların, değişik parçaları birleştirerek elde ettikleri "puzzle" resimlerini bilirsiniz.
Son ayların gelişmelerindeki parçalı gerçekleri bir araya getirince böyle ilginç bir Türkiye resmi çıkıyor ortaya.
Geleceğe umutla bakmamıza yarayacak bir resim bu.
***
2000 yılına girerken Amerika bizi övmeye başladı.
Clinton Türkiye'yi 21. yüzyılın yıldız ülkesi olarak ilan etti ve geleceği bizim şekillendireceğimizi söyledi.
Avrupa Birliği bizi aday üye statüsüne aldı.
IMF krediler vaat etti.
Yunanistan dostluk elini uzattı.
Öcalan yakalanıp Türkiye'ye teslim edildi.
PKK sustu.
Terör örgütleri birbiri arkasına çökertilmeye başlandı.
Kısacası Türkiye'nin ilişkileri sihirli bir değnek dokunmuş gibi değişiverdi.
***
Bütün bunlar gösterdi ki Batı diye adlandırılan Amerika ve Avrupa, Türkiye'yi Kafkaslar-Ortadoğu-Balkanlar üçgeninde, sadık bir müttefik ve zaman zaman bir koçbaşı gibi kullanmak istiyor.
Türki Cumhuriyetler, Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu'yla tarihi ve coğrafi bağlar içinde olan Türkiye'den yararlanmak niyetinde.
***
Ülkenin kaderi böyle çizildikten sonra geriye, iç koşullarını Batı standartlarına uyarlamak kalıyor.
Enflasyonu düşük seyreden, idam cezasını kaldıran, faili meçhul kalan cinayetlerin işlenmediği, eli satırlı örgütlerin kan dökmediği, Yunanistan'la yakınlaşmış, Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunan Batı yandaşı bir ülke.
İşte bu plan epey süratli bir biçimde işletiliyor.
Abdullah Öcalan Amerikalılar tarafından bayıltılıp eli kolu bağlanarak Türkiye'ye teslim ediliyor.
Böylece PKK susuyor.
Uluslararası tahkim yasası çıkartılıyor.
IMF'nin sözlerine birebir uyuluyor.
Enflasyon ve dolayısıyla faizler düşürülüyor.
Hizbullah çökertiliyor.
TİKKO'ya, IBDA-C'ye ağır darbeler indiriliyor.
Mafya liderleri hapse konuyor.
Yunanistan'la dostluk dönemi başlıyor.
Kıbrıs konusu bir çözüme doğru götürülüyor, Ankara Denktaş'ı uyarıyor.
Öcalan'ın idam edilmemesi ve idam cezasının kaldırılması konusunda fikir birliğine varılıyor.
***
Bütün bu kararlarda Washington ve Strasburg'un etkilerini görmek zor değil.
Hani hep; "Türkiye kendi yöneticilerine rağmen çağdaşlaşmak zorunda" diyorduk ya, işte şimdi o sürecin içindeyiz.
Bizi bir bölge gücü olarak kullanmak isteyen ve bu yüzden yedeğine alan Batı, bünyemizi kendi ölçülerine uygun hale getiriyor.
Türkiye çağdaşlaşıyor, terör örgütlerinden arınıyor, enflasyonunu düşürüyor, Batı dünyası ile bütünleşiyor.
"Peki bunun bedeli ne?" derseniz, onu da yakında Kafkasya ve Orta Asya'da üstleneceğimiz rol ortaya çıkaracak.
