Yazılarımı izleyenler bilir: Avrupa Birliği’ni en çok arzulayan insanlardan birisi olmama rağmen bu konuda iyimser değilim. AB bunca sorunu bulunan 70 milyonluk Türkiye’yi kolay kolay hazmedemez. Arkaik Mezopotamya medeniyetinden sonra en ufak bir gelişme sağlayamamış illerimizi “Avrupa kenti” olarak ilan edemez; kamyonetin içinde kendisini patlatmaya hazır bunca militana AB yurttaşı statüsü uygulayamaz. Dün mecliste bunları söyleyince Emekli Büyükelçi İnal Batu “Ama Kırcaali’ye bu statüyü veriyor” dedi. “Doğru!” Dedim. “Kırcaali Avrupa değerlerine çok yakın, biz ise çok uzağız.” Böyle düşündüğünüz zaman Türkiye’nin bu yılın sonunda müzakere takvimi alması çok zor görünüyor. Avrupa zaten bölünme sürecine girdi. Polonya gibi yeni üyelerin şimdiden ortaya çıkardığı sorunlar, “iki vitesli” bir Avrupa tartışmalarına yol açtı. Haziran ayında yapılacak AB parlamentosu seçimlerinde, sağ kanatların Türkiye karşıtı protestoları, mevcut hükümetleri epey ürkütecek gibi görünüyor. Ama öte yandan, Avrupa’nın Türkiye’ye kapılarını tamamen kapatması da mümkün değil. Bölgede çözümsüzlüğü körükleyecek, Türkiye’yi başka maceralara sürükleyecek ve Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk’ü huzursuz edecek bir “kapı kapatma” kararı almak kolay görünmüyor. Eğer AB Türkiye’ye takvim vermeyecek ama süslü sözlerle oyalayacak bir ifadeye yer verecek olursa, bunun da Türkiye’de kabul görmesi mümkün değil. O zaman ne olabilir? Ben kendimi AB yöneticisi yerine koydum ve düşündüm: Eğer Türkiye’yi tamamen içime almayacak ama gönlünü de kırmayacak, umutlarını tüketmeyecek bir çare arasam ne yapardım? Türkiye’ye müzakere takvimi verir ve metnin sonuna bu kararın parlamentolara onaylatılmasının yanı sıra bir de AB üyesi ülkelerin kamuoylarında referanduma sunulacağı maddesini eklerdim. Eğer AB yöneticileri böyle bir formülü benimserse, Avrupa halklarının tümü Türkiye’nin üyeliğini onaylamayacağı için müzakere takvimi alsak bile sittin sene bu birliğe giremeyiz. Ne Kıbrıs bize oy verir, ne Yunanistan, ne Polonya, ne Almanya! Dilerim böyle bir kurnazlık yapmazlar.
