Türkiye’deki siyasi atmosfer ile yurt dışında bizim hakkımızda yapılan yorumlar bir türlü üst üste düşmüyor.Son beş yıl boyunca Türkiye’de birçok kişi darbe olasılığından söz ediyor; kimileri istekle, kimileri korkuyla böyle tahminlerde bulunuyordu.Yabancı siyasi çevreler ve basın ise hiç böyle bir tehlike görmüyor, Türkiye’de işlerin yolunda olduğunu tekrarlıyordu.Bu iş yıllarca böyle gitti.

Şimdi ise durum tam olarak tersine döndü.İçeride, Cumhurbaşkanlığı seçiminin sessiz sedasız geçeceği ve herkesin bir “alışma” sürecine gireceği görüşü egemen.Bu yüzden basın, siyaset ve ticaret sakin.Ama şimdi de dışarısı bu ihtimali dillendiriyor.Hem de sürekli olarak.Fransa’dan Rusya’ya, İngiltere’den Amerika’ya kadar Türkiye’yi konu edinen birçok analiz, bu ülkenin kesin bir hesaplaşmaya ve yol ayrımına geldiğine dikkat çekiyor.Bu kez biz “Ortalık sakin!” diyoruz, onlar “Çok tehlikeli!” diyorlar.

Le Monde gibi ne dediğini bildiğini varsaydığımız bir yayın organında geçenlerde yayınlanan kapsamlı analiz, Türkiye’de bugüne kadar bir arada yaşayan kesimlerin artık bu şansı yitirdiğini, kesin bir hesaplaşma noktasına gelindiğini belirtmekte.Yorum daha ötesini de söylüyor ama gelin bunu çok aşırı bir tahmin olarak algılayıp buraya taşımayalım.

Yabancı basın, Türkiye’deki havayı kokladığı kadar kendi ülkelerindeki önemli politik merkezlerden de haber alır.Acaba, Türkiye’deki bu iyimserliğe karşın, dünya basınındaki bu tedirginlik, birtakım Batılı merkezlerin bilgi ve tahminlerine mi dayanmakta?Bu kadar keskin yorumlar yapmanın herhalde bir nedeni olmalı.

Yabancı basından bir arkadaşım dün bana: “Önümüzdeki beş yıl Türkiye’de hiç anormal bir şey olmayacağına dair seninle iddiaya girelim!” dedi.“Nesine?” dediğimde verdiği cevap ve arkasından patlattığı kahkaha her şeyi anlatıyor aslında:“On dolarına!”

İçeride; krizler aşıldı, her şey normale döndü havası yayılırken, dünya niye tedirgin anlayamıyorum.Rolleri değişmemizi gerektiren ne oldu acaba?Bir hayal mi görüyorlar yoksa Türkiye gerçekten vahim bir yol ayrımına mı geldi?Bunu hiçbirimiz yüzde yüz bilemeyiz ama umarım yanılıyorlardır!