Sağduyusuna ve aklına çok güvendiğim arkadaşlarımla konuşuyorum. Bunların bir kısmı yatırım yapan, istihdam yaratan şirketlerin başında. Piyasaları iyi biliyorlar.
Hepsinin ortak görüşü şu: "Yanıyoruz! Bir an önce bu yangın söndürülmeli!" Daha sonra devam ediyorlar: "Kasım krizi ekonomik nedenlerle çıkmıştı. Onu güç bela atlatırken, bu kez ekonomik olmayan nedenlerden bir büyük krize daha yakalandık. Yanıyoruz!"

★★★
Enflasyonla mücadele programı döviz kurunun düşük tutulmasına bağlı.
Bu yüzden de programın ana çıpası dolar!
Bütün para hareketleri doların fırlamasını önlemek üzere yapılıyor.
Ve iki saatte 5-6 milyar dolar gidebiliyor. Korkunç bir rakam bu.
Ya kriz 24 saat sürerse ne olacak?
Rezerv tükenene kadar gidilecek mi?

★★★
Arkadaşlarım, "Türkiye, gereksiz ve zamansız bir 'Kim haklı?' tartışmasına kilitlendi." diyorlar. "Önce yangını söndürelim, sonra bu tartışmayı yine yaparız."
Trafik kazası geçirmiş bir ağır yaralının başında, suçun sürücüde mi, yayada mı olduğunu tartışan insanlara benzetiyorlar bizleri.

★★★
"Peki çare ne?" diye soruyorum. "Ne öneriyorsunuz?"
"Bu programa dört elle sarılmaktan başka bir çaremiz yok!" diyorlar. "Bıçak sırtında gidiyoruz ve tek çaremiz bu programa devam etmek."
Daha sonra "Ama," diye ekliyorlar "ekonomi beklenti demektir. Hepimizin güvene ihtiyacı var. Yatırımcısın, kime güveneceksin?"

★★★
İşverenlerin bu feryadı, çalışanları da çok yakından ilgilendirmekte. Toplu işsiz kalmaların yaşandığı bu dönemde, ayakta kalan kurumları korumak çok önemli.
Bu yüzden iş dönüp dolaşıp "güven" kelimesinde kilitleniyor.
Devlet, halka güven vermeli.
Gereksiz krizler çıkmayacağı; çıksa bile hepsiyle başedecek güçte olduğumuz inancını kafalarımıza yerleştirmeli.

★★★
Son kriz için çeşitli maliyet hesapları yapılıyor.
En azından, yüzde 65 faizle borçlanabilecek olan devlet, kriz yüzünden bunu yüzde 144'le yapmak zorunda kaldı.
Zarar milyar dolarlara ulaşıyor.
Hadi diyelim ki krizleri aşmayı öğreniyoruz, sorunları çözmekte beceri sahibi oluyoruz.
Ama bu kadar pahalı ders olur mu hiç?
Madem bu pahalı ders alındı: Bari bundan sonra programın devamı güvenceye alınabilse.
Metin Münir, Nietzsche'nin ünlü sözünü alıntılamış: "Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir!"
Doğru ama güçlenebilmek için yangını söndürmek ve hayatta kalmak gerekiyor.
Bir de geleceğe güvenmek!
Keşke önümüzdeki baharı, ekonomik ve siyasi bir bahara çevirebilsek!