Sevgili dostlarım, Son aylarda yazılarımda bir aksama olduğunun farkındasınız elbette. Önce bir süre ara verdim, sonra yine başladım; derken bir ara daha oldu. Bütün bu dur/kalkların nedeni sağlık sorunlarıydı. Doktorlar tarafından antibiyotiklerle tedavi edilmeye çalışılan enfeksiyonlar, bir süre iyileşir gibi oluyor sonra beni tekrar yatağa düşürüyordu. Birkaç ay boyunca epey sıkıntı veren bu süreç, bir ameliyatla sonuçlandı. Demek ki bazı sorunlar ameliyatsız çözülemiyor. İnsan ne kadar kaçarsa kaçsın, sonunda kendisini masanın üstünde buluyor. Cerrah arkadaşlarım “Allah bıçakla tedavi edilebilecek dert versin!” derler. Doğruymuş. Acıbadem Maslak Hastanesi’nde, dünya çapında bir operatör olan Prof. Dursun Buğra ve ekibi, büyük bir ustalıkla yaptılar bu işlemi ve beni sağlığıma kavuşturdular. Şimdi Yahya Kemal’in “Hayatta var mı nekahet gibi tatlı” dediği dönemi geçiriyorum. Belki de hayatımda ilk kez hiçbir şey yapmadan oturuyor, iyileşmeye çalışıyor, “can sıkıntısı” denilen yabancısı olduğum duygunun tadını çıkarmaya çalışıyorum. Meğer ne güzel şeymiş bu “can sıkıntısı.” Paul Lafargue’nin “Tembellik Hakkı” nı doya doya kullanmak, “günüm boşa geçti, bir işe yaramadım” diye suçluluk duygusuna kapılmadan oturup saatlerce bir ağacın yapraklarını seyretmek ne kadar “insani” bir durummuş. Bizim Selahattin Duman yıllar önce Sabah’ta duvar yazıları yazardı. Bu yazılardan birinde “Ameliyat olun içiniz açılsın!” dediğini hatırlıyorum. Onun öğüdüne uyarak ameliyat oldum ve gerçekten “içim açıldı.” Şimdi de gücünü yitirmiş bedenimi her gün biraz daha iyiye götürmeye çalışıyor, yaralarını yalayarak tedavi etmek için inine çekilen hayvanlar gibi duyumsuyorum kendimi. Umarım bundan sona yazılarım aksamaz. Hayata, ülkeye, insana dair gözlemlerimi sizinle paylaşmaya, bana yazdığınız mesajları okumaya devam ederim. Sizinle yaptığım bu sohbetlerin de bir zevki var. Düşüncelerinizi, eleştirilerinizi, fikirlerinizi okumak bende vazgeçemediğim bir alışkanlık halini aldı. Ne demişler: “Yaşamda sadelik, düşüncede ihtişam!” Bundan daha güzel bir şey yok dünyada. Bir de dostlar elbette. Zor günlerimde beni hiç yalnız bırakmayan can dostlar.
