Dün yazımda sözünü ettiğim “Azgelişmişlik kilidi” nin nasıl işlediğini daha iyi anlatmak için birkaç örnek vereyim:2004’ün eylül ayında bu ülkedeki ezici bir çoğunluk bazı yeni kavramlan benimsemiş, hatta içine sindirmiş durumda.Nedir bu kavramlar?Avrupa değerleri, insan haklarına saygı, komşularla iyi geçinme ve barış stratejisi, Türk-Yunan dostluğunun önemi, kadın hakları, ana dilde eğitim, değişik kültür ve dillere saygı gösterme gereği vs.Yukarıda saydıklarım öyle vazgeçilmez kavramlar haline geldi ki, en tutucu kesimlerin bile çıkıp bunlan karalaması, bunlar aleyhinde konuşması zor.Şimdi gözlerinizi biraz geçmişe çevirelim.Bu değerleri dile getiren, Türkiye’yi daha uygar, daha çağdaş bir ülke haline getirmek için yenilikçi kavramları savunan insanların başlarına neler geldi dersiniz?Ben söyleyeyim: İlk önce vatan hainliğiyle suçlandılar.Sonra hapsedildiler, ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldılar, işlerini kaybettiler, yoksulluğa mahkûm edildiler, işkence gördüler ya da işkence tehdidi altında yaşadılar, basından sürekli hakaret gördüler.Türkiye, ileriyi görebilen yurtsever evlatları için bir cehenneme dönüştürüldü.Alın size bir misal: Depremden sonraki Türk-Yunan yakınlaşmasından sonra ona buna dirsek vurarak dostluk şampiyonluğuna soyunanlan gördük.Ama daha önce bunun bedeli ağırdı. Atina’da verdiğiniz bir konserin ertesinde ya da ERT televizyonuna çıktığınızda gazetelerimiz döktürmeye başlıyordu: “Yine zehir kustu!”İnsan hakları diyerek ağzınızı açtığınızda tepenizde zebaniler beliriyor ve yalnız size değil ailenize de acı çektirmek için ellerinden geleni yapıyorlardı.Türkiye’nin bölünmemesi için Kürt kardeşlerimizin geleneğine, diline, kültürüne saygı gösterelim, faili meçhul cinayetleri aydınlatalım dediğinizde damga hazırdı: Vatan haini!Nazım’ın, Orhan Velinin, Lorca’nın, Eluard’ın şiirlerine sahip çıktınız ya da Avrupa değerlerinden, çağdaşlıktan, kültürden, demokrasiden dem vurdunuz mu devlet ve medya sizi amansız bir sürek avının baş kahramanı haline getiriyordu.Şimdi görüyoruz ki o zamanın fanatik kesimleri bugün yeni kavramları benimsiyor ve Türk-Yunan dostluğundan insan haklarına kadar geniş bir yelpazede, daha önce söylenen, savunulan değerlere sahip çıkıyorlar.Hepimiz adına sevindirici bir gelişme.İyi ama, bazı insanların suçu gerçekleri daha önce görmeleri mi?Ya da soruyu değiştirerek şöyle soralım: Bu insanlar, hoşumuza girmese bile bugün de doğruyu söylüyor ve gelecekte karşılaşacaklarımıza dair uyarılarda bulunuyor olamazlar mı?