BİLDİĞİNİZ gibi Türkiye birkaç ay önce seçim havası solumaya başlamıştı.

Erken seçim mi, baskın seçim mi tartışmalarının gündeme geldiği o dönemde, seçim için 1997 Kasım, Aralık aylarını uygun görenler bile vardı.

Özellikle Çankaya'dan esen rüzgarlar bu yöndeydi.

Şimdi bu rüzgar değişti.

İktidara ürkek ürkek yaklaşan ve erken seçim sinyalleri veren hükümet artık 2001'e kadar işbaşında kalmaktan söz ediyor.

Ve bunun mümkün olmadığını herkes biliyor.

Bir azınlık hükümeti nasıl olur da kendisine böyle bir ömür biçer?

Hükümetin ömrü kendi elinde değil ki!

Meclis'teki bir gensoru ya da CHP'nin desteğini çekmesi hükümeti bir günde bitiriverir.

Başbakan Yılmaz'ın 2001 tarihini vermesi acaba askerlerle yaptığı görüşmeler sonucunda mı ortaya çıktı?

Refah (ya da Ferah) Partisi'nin birinci parti olma ihtimaline karşı, bu ülkede seçim yapılmaması mı öngörülüyor?

***

BİZCE bu hesap tutmaz.

Çünkü arkasına bir seçim zaferini ve halk iradesinin çoğunluğunu almayan hükümet hiçbir köklü icraata imza atamaz.

Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit, Tony Blair tarzı reform tasarıları açıklıyorlar ama unutulmasın ki Blair'in arkasında bir seçim zaferi ve İngiliz halkının yüzde 90'ları aşan desteği var.

Bu destek olmadan kimse uzun dönemli hesap yapamaz.

***

CHP'nin durumu da ilginç.

Deniz Baykal, başlangıçta kendisinden destek isteyen siyasi kadroya bir seçim hükümeti kurmalarını önerdi.

Böyle bir hükümet Türkiye'deki gerilimi yumuşatma, seçim ve uyum yasalarını çıkararak, seçmen kütüklerini yeniden düzenleyerek ülkeyi seçime götürme işlevini üstlenecekti.

Ne var ki bu öneri kabul görmedi.

Bir çözüm hükümeti kuracaklarını söylediler.

Deniz Baykal da “Buyrun çözün o zaman!” dedi.

Şimdi bu hükümet CHP tarafından gözlemleniyor.

Ve bu gözlemin 21. yüzyıla kadar süreceğini hiç sanmam.

Not: Alsancak'ta devleşen coşku ve İzmir tarihinin en büyük konseri için Ege'ye ve İzmir'e teşekkürler.