REFАН Partisi'nin kapatılması ile ilgili dava, gündemi belirlemeye başladı.
Her yerde bu konuşuluyor.
Refah Partisi de kapatılma olasılığına karşı, basın ve düşünce çevrelerinde etkili olmaya çalışmakta.
Önceleri "bir kısım medya" diyerek yüklendiği basın mensuplarına yemek davetleri veriyor.

★★★

REFАН kurmaylarının, bunca çaba arasında özeleştiri yapıp yapmadıklarını merak ediyorum.
Acaba hata yapıp yapmadıklarını ve eğer yaptılarsa bu hataların neler olduğunu hiç düşündüler mi?

Yüzde 21 oyla onlara iktidar olma şansını veren bir ülkede, yani **Cezayir**'in iktidarı ne pahasına olursa olsun teslim etmeme ısrarının tam tersi yönde davranan bir demokraside neden bu duruma düştüklerini sorguladılar mı hiç?

**Erba**kan'ın ağzından çıkan "**kanlı mı kansız mı**" sözleri doğru muydu?

Başbakanlık konutunda tarikat liderlerine verilen yemekten bütün **Türkiye**'ye yansıyan aşiret manzaraları yerinde miydi?

**Şevki Yılmaz**'ın ağzı köpürerek savurduğu tehdit ve küfürler, bir iktidar partisine yakışıyor muydu?

**Sincan Belediye Başkanı**'nın İran elçisiyle kolkola girerek kendi toplumunu tehdit etmesi ve herkesi yere yatırıp şeriat iğnesi yapacaklarını söylemesi akıllıca bir tutum muydu?

★★★

REFАН Partisi iktidar şansını iyi kullanamadı.
Bu iktidar fırsatının aslında bir sınav olduğunu kavrayamadı. Kendisini radikal çevrelerin ölçüsüz coşkusuna kaptırdı.

Susurluk skandalı patlak verdiği zaman, ülkenin demokrat çevreleriyle birleşerek hukukun üstünlüğü ilkesini savunacak yerde, ışık kapatan yurttaşlara "**mum söndü!**" iftirasıyla saldırdı.

Kısacası **Refah Partisi** iktidar sınavını veremedi. ve ülkenin temel yönelimlerine ters düştüğü için şimdi kapatılma tehdidiyle karşı karşıya.

Dolayısıyla **Refah Partisi** başkalarına çuvaldız batırırken, kendisine de birkaç iğne dokundurmayı unutmamalı.

Çünkü **Refah**'ın çektiği dili belasıdır.

★★★

YİNE de dünkü görüşümüzü tekrarlıyor ve **Refah**'ın siyaseten kapatılması yerine, sandıkta yenilmesinin daha doğru bir tutum olduğunu savunuyoruz.