Eskiler “mart ayı dert ayı!” derlerdi. Ama bu sene meteorolojik açıdan hava ılıman geçiyor.Eskiler yine “mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” derlerdi. Öyle bir kış da yok ortalıkta.Ama yine de hepimizin sırtında bir ürperti var.Soğuktan değil, bir belirsizlik ürpertisi bu.Türkiye nereye gidiyor; bizi nasıl bir gelecek bekliyor endişesi.O zaman, siyaset yazmaktan hoşlanmadığım halde bu önemli konudan kaçma olanağım kalmıyor ve size tahminlerimi sıralamak üzere kalemi kağıdı elime alıyorum.Şu anda en büyük belirsizlik konusu Cumhurbaşkanlığı seçimleri.Türkiye, bu önemli konuda da kendi garip sistemini işletti ve adayın ismi sır gibi saklanır oldu.Oysa Amerika’da daha şimdiden kaç yıl sonraki seçimlerin adayları yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı.Fransa’da adaylar çok uzun bir süredir belli.Ama Türkiye’de iş, son dakika sürprizlerine bırakılıyor.Garip ama gerçek!Bu konudaki herkes bir tahmin yürütüyor. Benim tahminim ise şu:Erdoğan kesinlikle aday olacak ve seçilecek.“Olmaz, olamaz!” diyenlere dört buçuk yıl öncesini hatırlatmak isterim.Erdoğan’ın siyasi hakları yoktu, seçimlere katılmasına bile izin verilmemişti.Ama sonra ne oldu?Erdoğan hiçbir resmi sıfatı olmadan bir hafta içinde Batı başkanlarıyla buluştu, arkasından Deniz Baykal’ın büyük gayretleriyle Anayasa değiştirildi, bir milletvekilinin mazbatası iptal edildi.On binlerce oyun çöplüklerde bulunduğu seçimler bile iptal edilmezken, sandık kurulunda eksik vardı gibi sudan bir bahaneyle Siirt seçimleri iptal edildi.Erdoğan Meclis’e sokulup, başbakan yapıldı.Bir düşünelim: Bu süreç mi daha zordu yoksa şimdi Meclis Genel Kurulu’nda yapılacak bir oylama mı?Erdoğan’a Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye’yi dönüştürme yetkisi, daha o zaman verilmişti.İyi ama bu büyük dönüşüm nasıl sağlandı?Hangi muazzam güç Baykal’ı, Erdoğan’ı başbakan yapmak yolunda harekete geçirdi?Hangi irade sistemi zorlayarak Anayasa’yı değiştirdi, seçim iptalleri yaptırdı?Ben sebebini bilmiyorum ama herhalde bilenler vardır.Erdoğan daha o zaman Cumhurbaşkanı seçilmişti.Şimdi koskoca laik Türkiye’nin, geleceğini bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak söze bağlamış olması zaten durumu yeterince açıklamıyor mu?Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğu gün, kendisinden önce, Türkiye’nin laik (!), sosyal demokrat (!), Atatürkçü (!) güçlerini kutlamak lazım.Şahsi hırslarla birbirlerine düştükleri, her yerel ve genel seçimde birbirlerinin kanına ekmek doğradıkları ve bir azınlık görüşünün Türkiye’yi ele geçirmesine önayak oldukları için.Tabii bir kutu kınayla birlikte.