Joost Lagendijk’i yıllardır tanırım; Türkiye’nin AB üyesi olması için verdiği büyük mücadeleye tanık olmuşumdur. Türkiye’yi seven yabancılar vardır; Lagendijk de onlardan biridir. Kendisini bu ülkeye yakın hisseder. Şimdi onun hakkında da 301’den dava açılacakmış. Ben size zaten bildiğiniz şeyleri tekrarlamayacağım. Bu davanın Türkiye’nin aleyhine olduğunu, kendi ayağımıza ateş ettiğimizi, Gül’ün söylediği gibi bu davaların Geceyarısı Ekspresinden daha fazla zarar verdiğini söylemeyeceğim. Bu işler zaten bu amaçla yapılıyor. 301. maddenin değişmesiyle ilgili kanun teklifim hâlâ Meclis’te. Eğer zamanında bu teklif kabul edilseydi ne Pamuk davası rezaletini yaşayacaktık, ne de diğer belalar başımıza gelecekti. Neyse; bizim aklımız biraz geç başımıza gelir deyip geçelim. Lagendijk davası konusunda tutarlılıktan söz açacağım size. Bir devlet ve onun yargısı tutarlı olmalı değil mi! Günlük heyecanlara kapılmamalı ve esen rüzgârlara göre oradan oraya savrulmamalı. Eğer Lagendijik hakkında dava açılıyorsa, tutarlı bir devlet başkaları hakkında da soruşturma başlatırdı. Aklıma bir çırpıda gelen birçok söz ve eylem var: Mesela Fransa Cumhurbaşkanı Jacqucs Chirac Türklerin biraz nezaket öğrenmesi gerektiğini söylemişti. Bu Türklüğe hakaret maddesine giriyor mu girmiyor mu?ABD eski Dışişleri Bakanı Colin Powell Türkiye’den “İslam Cumhuriyeti” diye söz etmişti. Bu da bir soruşturma açılmasını gerektirmez mi? Amerikalılar Muavenet zırhlımızı vurdukları ve askerlerimizin başına çuval geçirdikleri zaman ne yaptık? Yoksa Lagendijk Türkiye’ye karşı bunlardan daha ağır bir eylemde mi bulundu?
Bu davalar bizi haklı olduğumuz konularda bile kendimizi savunamayacak duruma getiriyor. Tam Lagendijk’e Rektör Yücel Aşkın’a niçin destek vermediklerini soracaktım ki bu dava geldi. Yine soracağım ama artık sorum ne yazık ki eski gücünü kaybetti.
Gül’ün ingiliz basınına söylediği gibi, zaten mahkûmiyet ihtimali olmayan bir Pamuk davasıyla Türkiye kendisini dünyanın gözünde rezil ediyor. Dünya televizyonları Şişli Adliyesi’nin önündeki gözü dönmüş kalabalığa bakıp “Bunlar mı Ermenileri öldürmedik diyenler!” sorusunu soruyor kendi kendisine. Bir türlü Türkiye’nin uygar, ağırbaşlı, sevecen insanlarını tanıtamıyoruz dışarıda. Çünkü resmi çevrelerimiz bu görüntülerden ve bu insanlardan hoşlanmıyor. İlkelliğe prim veriyor. Müziğin en adisi, sokağın en pisi, insanın en vahşisi, binanın en çirkini makbul. Gelişmişlik, hümanizm, iyi niyet yavaş yavaş kovuluyor bu topraklardan.
Yazıyı bitirirken bir son dakika haberi: “Bakan Çiçek Pamuk davasını düşürecek.” Hemen aklıma “Ba’de harab’ül Basra” sözü geldi; yani Basra harap olduktan sonra! Sayın Bakanım; geçen ay kanun değişikliği teklifi verdiğimde sizinle görüşmüş, duruşmada olacakları anlatmış ve bunu engellemeniz gerektiğini söylemiştim. Hatırladınız mı?
