Dün Meclis’te bütçe görüşmelerini izleseydiniz sanırım siz de benim gibi, koskoca adamların ilkokul çocuğu gibi ayağa fırlamaları karşısında şaşırır kalırdınız.Ben üç yıldır alışamadım. Alışacağım da yok.Bir partinin genel başkanı giriyor içeriye, hoop! o partinin bütün milletvekilleri ayağa.Önlerini ilikleyip alkışlayarak ayakta karşılıyorlar genel başkanlarını.Derken bir başka genel başkan giriyor genel kurul salonuna.Bu sefer onun milletvekilleri ayakta.Derken öteki grup ayaklanıyor.Bu daha sadece içeri giriş.Bunun bir de kürsüye çıkması konuşması ve kürsüden inmesi var. Bu aşamaların her biri, ayağa fırlayan milletvekilleriyle vurgulanıyor.Yani Meclis hop oturup hop kalkıyor.Grup toplantılarında da durum aynı. Başkan içeri girdi, ayağa kalk; kürsüye yaklaştı, alkışla; öteki tarafa bir laf oturttu, tekrar ayağa fırla; yerine dönüyor, ayağa kalk, ellerin patlayacakmış gibi alkışla.Oysa milletvekilleri arasında o genel başkandan yaşça başça, meslek ve birikim açısından ileride olanlar var.Ne yazık ki bu garip ve çağ dışı alışkanlık profesör, bakan, büyükelçi, iş adamı, gazeteci dinlemiyor. Koskoca genel kurul salonuna bakıyorum, ayağa kalkmayan sadece üç beş kişi.Herkes genel başkanının önünde el pençe divan. Onlar da bu durumdan memnun. Tam bir üçüncü dünyalılık gösterisi.Böyle bir demokrasi olabilir mi?Genel Başkanının karşısında ilkokul çocuğu gibi dikilen milletvekili onu eleştirebilir, fikirlerine karşı çıkabilir, onu uyarabilir mi?Elbette yapamaz.İngiltere, Fransa, Almanya parlamentolarını gözümüzün önüne getirelim. Tony Blair içeri girdi diye ayağa fırlayıp onu alkışlayan milletvekili grubu gözünüzün önüne kolayca gelebiliyor mu? Gelemiyor tabii.Bu görüntü olsa olsa Saddam Hüseyin, Beşşar Esat, Muammer Kaddafi karşısında gösterilebilir.Eğer bir gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekilleri genel başkanlarının önünde ayağa fırlayıp el pençe divan durmayı bırakırlarsa, bilin ki ülke demokrasi yolunda ilerliyor.Yoksa -dünkü bütçe müzakerelerinde görüldüğü gibi-her şey seçilmiş kralların düellosundan ibaret.
