Yazar Elif Şafak Türklüğe hakaret davasından beraat etti. Yargı, Şafak’ın romanı “Baba ve Piç” bütünüyle incelendiğinde, iddianamede belirtilen suç unsurlarının oluşmadığına ve yeterli delil bulunmadığına karar verdi. Dün görülen davadan sonra Beyoğlu Adliyesi’nin önü yine bildik linç görüntülerine sahne oldu ne yazık ki… Bu davadan olumsuz bir sonuç çıkmış olsaydı Türkiye gerçekten de çok zor bir duruma düşecekti. Düşünün ki bir yazar kitabındaki kurmaca karakterin söylediği sözler yüzünden yargılanıyor. Sanata, edebiyata yapılan böyle doğrudan bir müdahale Türkiye’de ifade özgürlüğü olmadığının açık ve net bir kanıtı olurdu herhalde. Avrupa Birliği’ne girmek için çaba harcayan bir ülkede bunların yaşanıyor olması hakikaten çok tuhaf. Şafak’ın beraati olumlu bir gelişme ancak sorun tamamen çözülmüş değil. Yeni Ceza Kanunu yürürlüğe girdiğinden beri 301. maddeyle ilgili otuza yakın dava açıldı. Bir çok gazeteci ve yazar halen yargılanmakta. Avrupa Birliği yasalarına uyum gerekçesiyle yeniden düzenlenen yasalardan biri olan 301. madde demokrasi ve hukuk adına kazanılmış bazı hakları da kaybetmemize yol açıyor. Türkiye’nin bu ayıptan bir an evvel kurtulması gerekiyor. Bu tür olaylar devam ettiği sürece Avrupa Birliği sürecinde atılan olumlu adımların, yapılan reformların hiçbir önemi yok. Bu olaylar Türkiye’nin imajına onarılamaz biçimde zarar veriyor. Bu köşeyi takip edenler bilir, 2005 yılının kasım ayında TCK’nın 301. maddesiyle ilgili bir kanun değişikliği teklifi verdim. Bu teklifte 301. maddedeki belirsizlik taşıyan ve ırk vurgusu yapan “Türklük” tanımının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasa ile kabul etmiş olduğu ve Atatürk’ün de ısrarla vurguladığı “Türk ulusu” tanımıyla değiştirilmesini talep ediliyordu. Bu değişik yapıldığında söz konusu madde Cumhuriyet’le birlikte oluşan ve çeşitli kökenleri birleştiren “ulus” kavramını vurgulayacak ve ırkçılık bağlamından daha farklı bir biçimde ele alınabilecekti. Özel olarak görüştüğüm Adalet Bakanı Cemil Çiçek de görüşlerimizi desteklemişti. Ama ne yazık ki bu konuda bugüne kadar olumlu bir adım atılmadı. Avrupa Birliği yolunda ilerleyen Türkiye’nin ceza yasasındaki önemli tanımları bir an evvel Avrupa ülkelerindeki yasalara uygun hale getirmesi gerekiyor. Deniz Baykal geçtiğimiz günlerde basına yaptığı bir açıklamada 301. madde benzeri maddelerin Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin yasalarında bulunup bulunmadığını öğrenmek istediğini belirtmiş. Biz bu mukayeseyi, verdiğimiz kanun değişikliği metninde ayrıntılı bir şekilde yapmıştık. 301. madde tartışmalarına açıklık getirmek amacıyla, Avrupa ülkelerinin ceza kanunlarındaki ilgili maddelere gelin bir kez daha göz atalım. Alman Ceza Kanunu’nda mesele “Anayasal Organlara Hakaret” başlıklı 90/b maddesinde ele alınmış. Bu suç, yasama organını, hükümeti veya Federal Anayasa Mahkemesi’ni veya federe devletler anayasa mahkemelerini veya bu organların bir üyesini, devletin saygınlığını bozacak bir tarzda tahkir etmek şeklinde anlaşılıyor.Belirtilenler dışında korunan bir kavram yok. Görüldüğü gibi bir “Alman ırkı” vurgusu da yok. Bu konuya yarınki yazımızda devam edelim.
