Murat Belge dün Radikal’de yayınlanan yazısında, TBMM’nin Mavi Kitap konusunda Birleşik Krallık parlamentosuna bir mektup yazdığını, bu mektubu 550 milletvekilinin imzaladığını belirtiyor ve şöyle diyor: Bu mektubu imzalayan, 550’nin geri kalanlarına, onların seçtiği hükümetin üyelerine sorabiliriz ve galiba sormamız gerekiyor: Ne düşünerek yazdınız, şimdi niçin böyle davranıyorsunuz ve başka ne yapmayı düşünüyorsunuz?” Bu soruya 550’den biri olarak hemen cevap vereyim. Ben bu mektubu imzalamadım. Hatta mektup göndermenin saçma bir iş olduğunu, meselenin çözümüne hiç bir katkı sağlamayacağını, üstüne üstlük TBMM’yi güç duruma düşüreceğini anlatmak için epey mücadele verdim. Bu görüşlerimi kürsüde anlatmanın yollarını aradım. Söz vermemeleri üzerine Meclis Başkanı Bülent Arınç’ı ziyaret ettim ve parlamentoyu bu yanlış karar hakkında uyarmak istediğimi söyledim. Ancak bu şekilde söz hakkı alarak kürsüye çıkabildim, yazılmakta olan mektubun ne kadar yanlış bir iş olduğunu anlatarak gönderilmemesini istedim. Beklenebileceği gibi sözümü dinletemedim ve mektup gönderildi. Aradan aylar geçti ve bu mektuba gelen cevabın açıklanmaması üzerine Meclis Başkanlığı’na yazılı olarak başvurup bilgi istedim. Gelen ve kamuoyuyla paylaşılmayan cevapta aynen tahmin ettiğim ve belirtmiş olduğum gibi bu konuda Parlamento’nun bir şey yapamayacağını ama mektubu kütüphaneye koyduklarını ve isteyenin bu talebi oradan okuyabileceğini yazıyordu. Bu konudaki uyarılarımı sadece Meclis kürsüsünde değil, VATAN’daki köşemde de birçok kez tekrarladım ve gelen cevapları da yazdım. Dolayısıyla 550’den biri olarak, bu konudaki tavrım açıklanmış oldu.

Murat Belge’nin yazısındaki bir başka konu da Lord Avery’nin açıklaması: Birleşik Krallık Parlamentosu İnsan Hakları Grubu 2. Başkanı olan Lord Avery şöyle demiş: “Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni uyruklarının bir buçuk milyonunun hayatını kaybettiği 1915-16 olaylarını tartışma davetine TBMM’nin 550 milletvekilinden hiçbirinin cevap vermemiş olmasından dolayı çok üzgünüm.” Lord Avery’ye ve Murat Belge’ye açıklamak isterim ki ben de böyle bir mektup almamış olmaktan dolayı üzüntülüyüm. Bana böyle bir tartışma daveti gelmedi. Gelseydi mutlaka cevap verirdim. Konuyu UNESCO gibi birçok uluslararası platformda olduğu gibi Britanya’da da tartışmaktan kaçınmazdım. Ayrıca Murat’ın deyimiyle “550” içinde böyle düşünen, davranan ve mektuba imza koymayan tek kişi de ben değilim. Meclis’te fazla sesleri çıkamasa da sağduyulu, duyarlı, dünya ilişkilerini bilen pek çok arkadaşımız var. Bu yüzden yazılanları hem kendi adıma hem de arkadaşlarım için düzeltmek zorundaydım.