Benim de içinde bulunduğum gazete dünyası çok ilginç. Yayınlanan haberler öylesine değişik oluyor ki, hepsini okuduğunuzda net bir resim çıkarmak güçleşiyor. Bu yüzden içinde bulunduğumuz durumla ilgili kısa ve net notlar aktarmak istiyorum:

1. Adaylık CHP Genel Başkanlığı için koşula bağlı bir adaylık açıklamasında bulundum: Bu koşul da örgütün istemesi. Bana güvenen değerli arkadaşlarımla birlikte durumu değerlendirme aşamasındayız. Kaygımız, kurultay yarışına girip kaybetmek değil. Ama partide yeni bir bölünme yaratmak ve kargaşayı artırmaya alet olmak istemiyoruz. Bu nedenle, eğer partide sağduyu, barış, uzlaşma, demokratikleşme ve değişim arzusu egemen olursa bu görevden kaçmayız. Ama buna CHP örgütü karar verecek. Biz örgütün sesini gerçekçi olarak duymaya çalışıyoruz.

2. Milliyetçilik Neşe Düzel’le yaptığımız konuşmanın Radikal’de yayınlanması üzerine “sol partiler milliyetçi (nasyonalist) olmaz, yurtsever (patriot) olur” sözüm üzerine bir tartışma başladı. Özellikle Hürriyet’te Oktay Ekşi üstadımız bu konuda bana eleştiriler yöneltti. Demek istediğim şu: Milliyetçilik bir ideolojidir. Tarihteki en uç örnekleri Hitler ve Mussolini tarafından temsil edilmiş ve Avrupa’yı mahva sürüklemiştir. Büyük Atatürk, vefatından önce geleceği görmüş ve bu iki kişinin dünyayı büyük bir savaşa götürdükleri tespitini yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa, milliyetçilik ideolojisine yakın değildir. Büyük bir yurtseverdir ve dünyada milliyetçilik rüzgârlarının çok güçlü estiği bir dönemde Türkiye Cumhuriyeti’ni milliyetçilik esasına göre değil, çeşitli etnik, dini ve kültürel kökenlerin, modern bir ulus kavramında buluşması esası üzerine kurmuştur. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir!” ifadesi bu konuda ne kadar bilinçli olduğunu göstermektedir. Dünyadaki solcular ise en yurtsever insanlardır. Ülkeleri işgal altındayken direniş hareketini örgütleyen, canlarını feda edenler solculardır ama onlar kendilerine hiçbir zaman “nasyonalist” demezler, “patriot” derler. CHP’nin de MHP’den ayrılan, daha doğrusu ayrılması gereken yönü budur. Ben Türkiye’deki terminolojinin dünya terminolojisine uymasını ve CHP’nin bu konuda net tavır alarak “MHP’den ne farkları var?” sorusuna cevap oluşturmasını istiyorum.

3. Onur Öymen Değerli dostum Onur Öymen’le bazı düşüncelerimiz bağdaşır, bazıları da ayrılır. Ama bu durum dostluğumuzu zedelemez ve Sayın Öymen’in birikimli, değerli bir insan olduğu gerçeğini değiştirmez.

4. İlkeler Temsil ettiğim ve hiç ödün vermediğim ilkeler; laiklik, yurtseverlik, bağımsızlık ve büyük Atatürk’ün çağdaş uygarlıkla buluşma çizgisinden ibarettir. Bu görüşler sadece adaylık sorunuyla ilgili değildir. Benim hayatım boyunca koruyacağım ilkelerdir.

5. Mustafa Kemal ve Enver Paşa çizgileri Biz, Enver Paşa’nın hayalci milliyetçiliğini değil, Mustafa Kemal Paşa’nın gerçekçi yurtseverliğini örnek almaya çalışıyoruz. Mustafa Kemal Paşa Batı emperyalizmine karşı çarpışmış ama kurtuluştan sonra aynı Batı’nın kurumları ile ilişki kurmaktan ve Türkiye’nin eğitim, sağlık gibi en önemli konularını Avrupalılara emanet etmekten çekinmemiştir. Savaştığı Avrupa ülkeleri aleyhinde saldırı tonu taşıyan hiçbir söz söylememiştir. Bugün Atatürk’ün “çağdaş uygarlık düzeyini aşma” isteği, AB ve diğer dünya güçleriyle onurlu ve akılcı bir müzakereden geçmektedir.

İşte gündemle ilgili kısa notlarımız böyle. Son olarak; bu görüşleri yıllardan beri yalnız konser salonlarında değil, halkımızın içinde, milyonlarca kişinin önünde, dünya platformlarında, UNESCO’da, Avrupa Konseyi’nde, Avrupa Parlamentosu’nda ve CHP’de ifade ettiğimi belirtmeme izin verin.