Zenci lider Martin Luther King’in bir sözü 20. yüzyıl sonuna damgasını vurdu: Bu büyük adam “Bir hayalim var!” (/ have a dream) diyordu. İnsanlığa, dayanışmaya, özgürlüğe, kurtuluşa dair bir hayaldi bu. Spartaküs’ün de bir insanlık hayali vardı, Che Guevara’nın da. Mustafa Kemal Paşa’nın müthiş bir hayali vardı: İşgal edilmiş, parçalanmış bir imparatorluktan bağımsız, güçlü, modern bir Türkiye yaratmak. Başardı da. Bütün büyük dönüşümler ve devrimler, güzel günlerin hayalini kurmakla başlar. Kafaların içindeki kurtuluş, bir süre sonra gerçeğe dönüşür. Bu günlerde Mustafa Kemal’in kurduğu partide azımsanmayacak sayıda insanın da bir hayali var: Bu hayal CHP’yi büyük, halkla barışık, gençliği, kadınları ve geniş kitleleri temsil eden bir parti haline getirmek. Düşünün ki 29 Ocak kurultayından halkın istediği bir sonuç çıkıyor ve parti yenileniyor. Sorumluluk üstlenen arkadaşımız (kim olduğu değil, anlayış önemli) kürsüye çıkıyor ve partide beyaz bir sayfa açıldığını; kinlerin, küskünlüklerin, dar grup zihniyetlerinin geçmişte kaldığını, kardeşlik ve dayanışma günlerinin başladığını açıklıyor. Şu ya da bu nedenle CHP dışına düşmüş şahsiyetler tekrar partiye davet ediliyor. Sonra demokratlara, Atatürkçülere, çağdaş, laik, aydınlık insanlara, solculara, gençlere, kadınlara bir çağrı yapılıyor ve “CHP sizin partinizdir, gelin sahip çıkın” deniliyor. Yurt çapında parti örgütleri halka açılıyor, pırıl pırıl insanlarla doluyor. Derhal tüzük değişikliği için çalışma grupları oluşturuluyor. İki ay içinde tüzük kurultayı toplanarak bu anti demokratik tüzüğe son veriyor. Yerel yöneticilerin parti yönetimindeki ağırlığı artırılıyor. Milletvekili seçimleri için ön seçim esası getiriliyor. CHP, Avrupa’daki sol partilerle yakın ilişkiye girerek Türkiye’nin AB yolunda daha hızlı ve emin adımlarla ilerlemesini sağlıyor. Türk halkının karşısına çıkıp kadrolarını tanıtıyor ve “Biz AB müzakere sürecini çok daha yetkinlikle ve ülkenin çıkarlarını koruyarak sürdürürüz” sözünü veriyor. Parti içinde ve dışındaki beyinleri, bilim adamlarını harekete geçirerek Türkiye’nin temel sorunlarına acil çözümler hazırlıyor ve bunları kamuoyuna sunuyor. Toplumsal muhalefetle, aydınlarla yan yana geliyor. Ezilen ve milli gelirden çok az pay alan kitlelerle buluşuyor, kentlerin sadece parlak vitrinli caddelerine değil gecekondu mahallelerine, fabrikalara, işçilere, köylülere gidiyor. Bu çabalar sonucunda, çok kısa bir süre içinde AKP iktidarına ciddi bir alternatif oluşturuyor. Değerli dostlarımın, özverili arkadaşlarımın projesi bu. On beş gün sonra gerçeğe dönüştürmek isteğimiz bir proje.
