Her şeyi siyaset çerçevesinde düşünme alışkanlığından kurtulup, daha engin ufuklara yelken açmamız gerektiğinden adım gibi eminim ama gelin görün ki kireçlenmiş klişeler dünyasını sarsmak o kadar da kolay olmuyor. Bir ömür boyu derdimi anlatamadığım duygusu var içimde. Bunun başlıca sebebi; Türkiye’de her konunun daraltılıp, siyaset kalıbına oturtulmak istenmesi. Bu yüzden, söylenen her sözde gizli anlamlar arandı, okunan her şiirin tehlikeli mesajlar içerdiği sanıldı ve Türkiye; sığ ve dar gündelik siyaset kalıpların ötesindeki ferah düşünce ve sanat okyanusuna açılmayı bir türlü beceremedi. Bu kırgın düşünceler uzunca bir zamandır içimde çöreklenip kalmıştı ve bir sokağa her gün “Bu bir sokaktır!” deme gereksizliğini hisseder gibi susuyordum. Eğer insanlar sokağın sokak olduğunu göremiyorsa, bunu boyuna tekrarlamanın da bir anlamı yoktu. Ama bazen tanımadığınız insanlar yardımınıza geliyor. Dostlarına kavuşarak yalnız olmadığını anlayan insanların sıcaklığını duyuyorsunuz. Edzard Reuter bu etkiyi yaratanlardan biri. Türkiye’yi iyi tanıyan ve yıllarca Daimler Benz’in başkanlığını yapmış olan bu değerli kişi “para kazanma özgürlüğünü sınırlayacak, ekonomik aktörleri toplumsal ihtiyaçlara, ahlâki değerlere ve kültürel geleneklere saygı göstermeye zorlayacak uluslararası kurallar”dan söz ediyor. Burada tekrar tekrar okumamız ve iyice algılamamız gereken kavram; AHLÂKİ DEĞERLERE VE KÜLTÜREL GELENEKLERE SAYGI GÖSTERME ZORUNLULUĞU’dur. Yıllardır bunu anlatmaya çalışıyor, gündelik yazıların büyük bölümünü buna ayırıyor, uluslararası toplantılardaki konuşmaları hep bu düşünce çevresinde örmeye çalışıyoruz. İster global, ister ulusal alanda olsun; toplumlar sadece para kazanma hırsıyla yaşayamaz. Bu hırsın mutlaka dengelenmesi ve Reuter’in belirttiği gibi bu sadece bu hırsla davrananların ahlâki değerlere ve kültürel geleneklere saygı göstermeye zorlanması gerekiyor. Ama Türkiye’de son yıllarda sesini iyice yükselten bir koro, böyle düşünceleri daha en baştan “Solcu, entel, dinozor,” damgalamalarıyla mahkûm etmeye çalışıyor. Oysa bu solculuk da değil, entellik de! Gerçeğin ta kendisi. Bakın Daimler Benz gibi bir dünya devinin yöneticiliğini yapmış olan iş adamı Edzard Reuter söylüyor bunları. O da mı “solcu ve entel” ? Benzer düşünceleri Amerika’nın sayılı strateji beyinlerinden Brzezinski de öne sürüyor. O da mı “68’li” ? Türkiye’de yazı yazma sorumluluğu taşıyan kişilerin, artık sağına sarımsak, soluna soğan bağlayarak bu kavramları yerli yerine oturtma vakti gelmedi mi? Eğer; kültür, ahlâk, değerler sistemi, dayanışma, estetik, şiir ve felsefe gibi insanlık birikimlerinin tümünü “solcu, entel, 68’li” parantezine almaya kalkarsanız dünya size güler. Eğer haberi olursa tabii.