Bana deseniz ki "Dünyada gördüğün
en çılgın şehir hangisidir?"; ceva-
bım "İstanbul" olur!
Konstantinapolis, Konstantiniyye,
Asitane, Dersaadet, İstanbul...
Her dönemden birer esintiyle Bizans'ı,
Osmanlı'yı, Cumhuriyet'i kucaklayan bu
dev şehir, geceleri gökyüzünü eğlence fişekle-
riyle aydınlatıyor.
İstanbul geceleri cayır cayır!
Otellerdeki havuz başı düğünlerinden, be-
lediyelerin şenliklerinden, tanıtım kokteyllerin-
den, açılışlardan, defilelerden gökyüzüne ha-
vai fişekler boşaltılıyor.
Kırmızı, sarı, mavi, yeşil fişekler, gök gürül-
tüleriyle arka arkaya patlamakta.

***
Paris'te, Londra'da milenyum değişimini
kutlamak için düzenlenen havai fişek şen-
likleri, İstanbul'da her akşam tekrarlanıyor.
Hem de beş altı kez.
İstanbul üzerindeki gökyüzü cayır cayır ya-
nıyor.
Milyarlarca lira boşaltılıyor gökyüzüne.

***
Boğaziçi'nde her biri iki bin kişi alabilen pa-
halı hava diskoları.
Buralarda iğne atsan yere düşmüyor ve
hafta içi-hafta sonu demeden her gece binler-
ce kişi diskoları dolduruyor.
Gençler, otomobil kapısı açanlara yüzer
dolar veriyormuş söylentileri dolaşıyor.
İçerdeki fiyatları bilmiyorum.
Ama herhalde bir Batılının dudaklarını
uçuklatacak düzeydedir.

***
Diskolar dolu, lokantalar tıklım tıklım, gece-
yarısından sonra trafik tıkanıyor.
Açıkhava tiyatrosundan ayrı bir müzik
yükseliyor, Rumelihisarı'ndan ayrı.
Festivaller, davetler, düğünler, diskolar,
şampanyalar, havai fişekler...
Tavernalarda ceketler, masalar yakılıyor.
Vıcık vıcık terleyen insanlar kalçalarını to-
kuşturarak göbek atıyorlar.
Ve lağım kokuları içindeki şehir, her gece
Pompei gibi eğleniyor.

***
Ne Paris başa çıkabilir bu şehirle, ne
Monte Carlo, ne Roma, ne New
York, ne Madrid.
Rio bile bu çılgınlığı yaşamıyor.
İstanbul; vur patlasın, çal oynasın!
Bunun Bodrum'u, Antalya'sı, Kemer'i,
Marmaris'i de var.
Ama İstanbul, çılgınlıkta başı çekiyor.

***
Herkesin İstanbul'u ayrı.
Benimki, yukarda anlattığım şehir değil.
Ama gürültü her yanınızdan saldırıyor, ku-
lak zarınızda patlıyor.
Çaresiz kalıyorsunuz.
Çünkü şehir eğleniyor.

***
Gökyüzünü vurmak gibi bir takıntı-
mız var bizim.
İster tabancayla, ister havai fişekle, ister
topla... Gökyüzüne barut boşaltıp duruyoruz.
"Kuyruklu yıldız altında bir izdivaç"ı
yazan Hüseyin Rahmi bir de bugünleri gör-
seydi.
İstanbul düğünleri artık hep kuyruklu yıl-
dızlar altında yapılıyor.