Biz Türkler sorulardan ve açıkla-
malardan hoşlanmayız.
Yüzlerce, belki de binlerce yıldır
durgun ve ılık bir suya gömülür gibi
içine dalıp rahatladığımız şahane
tembelliğimiz bizi sorulardan, eleştiri-
lerden ve kendi kendimizle hesaplaş-
maktan alıkoyar.
Bol bol evet ve hayır deriz.
Ama "Niçin evet?" ve "Niçin
hayır?" yoktur sözlüğümüzde.
Oğlu on tonluk bir kamyonun altın-
da canvermiş bir babayla konuşurlar
televizyonda. "Tabi kamyon geldi,
eziverdi!" der.
"Niye tabi diyorsun?" diye sor-
sanız nedenini bilmez.
Çünkü yüzyıllarır, "takdir-i ila-
hi", "elle gelen düğün bayram",
"şeriatın kestiği parmak acı-
maz" sözleriyle uyutulmuştur.
Türk toplumunun en büyük ih-
tiyacı, kendi kendisine gerçekçi
sorular sorması ve gerçekle, çıp-
lak gerçekle göz göze gelmesi-
dir.
Böyle sorular soranlara hoş gözle
bakılmaz.
Ve böyle sorular "akla ziyan"
olarak nitelenir.
İşte böyle "akla ziyan" sorular-
dan bir kaç tanesi:
Halkın "kurtar bizi baba" diye sı-
ğındığı bir başbakan depremde çö-
ken hastane için "Canım 29 yıl
ayakta durmuş ya!" derse, kıyamet
niye kopmaz?
Bu cümleyle bütün müteahhitler
aklanmış olmaz mı?
Dün yediği yemeği unutan, uzun
cümlelerin başını sonuna bağlamakta
güçlük çeken Yıldırım Akbulut, 29
yıl önce hangi binayı, hangi müteah-
hitin yaptığını nasıl hatırlar?
Deprem bölgesinde can çekişen in-
sanların çadırını, ekmeğini dağıtama-
yan devlet, nasıl bir devlettir?
Ve halk, TV kamerası karşısında
neden "Allah devletimizden razı
olsun!" der?
Dünyanın her köşesinden gönderi-
len yardım malzemelerini çalan halk,
nasıl bir halktır?
Erzincan'da gördükleri kabalık, be-
ceriksizlik, cehalet ve kötü niyet kar-
gaşasından dehşete düşen İsviçreli
ekip "ne haliniz varsa görün!" di-
yerek çekip gitmekte haklı mıdır, de-
ğil midir?
Dış ülkelerden gelen yardım ve
ekip gönderme taleplerini 48 saat ce-
vaplamayan Dışişleri Bakanlığı
ne derece başarılı bir bakanlıktır?
Türk halkının, seçimlerde kendini
gösteren derin bir sağduyusu olduğu-
na inanılır.
Ama bilinir ki aynı halk direksiyon
başında canavar kesilir ve dünyada
trafik cinayetlerinde birinciliği elden
bırakmaz.
Direksiyon başında şizofrenisi azan
bu insanlar, sandık başında neden
sağduyulu olsun?
Her sokağa çıkışında sinir içinde
kalan ve yolları dolduran iğrençlikten
nefret eden bir adam, dünya ülkeleri
bizi sevmeyince onlara niye kızar?
Bir ülkede bankalarla ihtilafı olan
ve hakkında çeşitli iddialar bulunan
bir kişiyi, bankalardan sorumlu devlet
bakanı yapmanın adı nedir?
Dünyanın en kahraman ve savaş-
kan ırkı olan Türk ırkı neden üç mil-
yonluk Ermeniden dayak yer?
Bugün dünyada en az sevilen in-
sanlar olma şerefini hangi üstün nite-
liklerimize borçluyuz?
Siz bu soruları soranlardan mısı-
nız, yoksa bu sorulara kızanlardan
mi?
