"Ne ilgisi var şimdi?" dediğinizi duyar gibi oluyorum. "Özel televizyonla, tuvalet sifonunun ne alakası var?"

Anlatayım:

Türkiye'de özel televizyon kanalları yaygınlaştıkça rekabet de kızışıyor ve kıran kırana bir mücadele başlıyor.

Bütün özel TV'lerin amacı reklam almak. Reklam alabilmek için de, kendisinin en çok seyirciye sahip olduğunu kanıtlamak zorunda.

Hangi programın, dolayısıyla hangi kanalın daha çok seyredildiği konusunda çelişkili sayılar dolaşıyor ortalıkta.

AGB şirketinin araştırmasını kaynak alan STAR 1, en çok izlenen kanalın kendisi olduğunu söylüyor.

Sözlerini gene aynı şirkete dayandıran Show TV, en çok seyredilen kanalı TRT 1, ikinciyi ise Show TV olarak ilan ediyor.

Tuhaf bir kargaşa söz konusu. Oysa Batı ülkelerinde bu işin en şaşmaz ölçüsü sifon.

Gelişmiş ülkelerde, rezervlerdeki su seviyesi bilgisayarlarla ölçülüyor.

Fransa'da bilgisayar ekranı su seviyesinin birdenbire çok ani şekilde düştüğünü gösterdiği zaman, anlıyorlar ki, çok seyredilen bir film bitmiş.

Filmin bitişini izleyen 1 dakika içinde milyonlarca kişi koltuğundan kalkıp tuvalete gidiyor ve uzun süredir çektiği sıkıntıdan kurtuluyor.

Tabii milyonlarca sifon aynı anda çekildiğinde, su sistemi bir kriz geçiriyor.

Bu yüzden hangi film daha çok ilgi görmüşse, sonundaki ya da reklam aralarındaki su düşüşü o kadar büyük oluyor.

Ankara Temsilcimiz Murat Birsel'in ilginç bir gözlemi var.

Amerika'da bütün ulusun heyecanla seyrettiği Amerikan Futbolu maçlarında araya reklam alınmıyormuş. Ama maçtan önce ekranda bir uyarı yapılıyor ve Amerikan yurttaşlarından aynı anda tuvalete gitmemeleri isteniyormuş. Çünkü bir geriye sayma zamanı ya da maçın bitimini izleyen dakika büyük sıkıntılar yaratabiliyormuş.

Ne dersiniz?

Bizde de böyle bir sistem uygulanabilir mi?

Mesela Ergun Göknel'in İSKİ'si, su seviyelerindeki düşüşleri hesaplayıp, TV programlarının rating'lerini çıkarabilir mi?

"Hülya Avşar'ın göbek attığı programın bitişi: İstanbul'da su alarmı, rezervlerde dramatik düşüş!" şeklinde raporlar yayınlanabilir mi?

Hadi diyelim kış şartlarında böyle raporlar yayınlamaya başladı.

Yaz geldiğinde ne olacak?

Suları kesilen mahallelerdeki seyirci yüzdesi nasıl hesaplanacak?

İyisi mi biz alıştığımız usule devam edelim ve her birimiz ayrı sonuçlar yayınlayarak, Türkiye'nin bilgi çağına girdiğini bir kez daha kanıtlayalım.