Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Bizde tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur.
Çünkü, iş işten geçmeden önce söylenen sözlere ve iyi niyetli uyarılara pek aldıran olmaz.
Türkiye 24 Aralık’tan sonra bir kargaşaya girdi. (Böyle olacağını Oktay Ekşi dahil olmak üzere pek çok kişi söylemişti ama dinleyen olmadi.)
Şimdi içine girdiğimiz kargaşayı daha da büyütmek yolunda heyecanlı adımlar atıyoruz.
Seçimlerden önce, gelecekteki iktidarın bir Anayolsol olacağını bu köşede yazmıştık.
Ancak böyle bir iktidar Türkiye‘nin sorunlarını çözme gücüne sahip olamayacak.
ÇOCUK MANTIĞI
Gelin bir deney yapalım: Bir an çok bilmiş edaları, politik manevraları, yüzlerce telefon ve görüşmeden çıkan ıvır zıvır binlerce ayrıntıyı bir kenara bırakalım ve bir çocuk kadar saf, dürüst ve sağlıklı düşünmeye gayret edelim.
İnanın ki birçok meselede çocukların mantığı daha sağlıklıdır.
Adım adım gidelim:
1. Hükümet kurmak bir amaç değil, ülkenin sorunlarını çözmek için bir araçtır. Bu yüzden Anayol hükümeti, sonuç değil başlangıçtır.
2. Peki bu iyi bir başlangıç midir?
Bizce değil. Çünkü bu hükümet daha baştan, emirle kurdurulmuş bir hükümet olma gölgsini taşıyor.
Ayrıca Meclis’te çoğunluğa sahip değil. Bir azınlık hükümetiyle reform yapılamaz.
3. Eğer bu işbirliği seçimden önce, bir seçim ittifakına dönüşebilseydi, bugün Anayol’un Meclis’te en az 300 milletvekili olacaktı.
300 milletvekiline dayanan bir çoğunlukla Anayol reform hükümeti kurmak yerine neden azınlık hükümeti formülleriyle uğraşılıyor?
4. Şimdi yapılması gereken; saatleri tekrar seçim öncesine ayarlayarak, yeni bir seçim yasasıyla ve büyük ittifaklarla sonbaharda seçime gitmek ve bunu oluşturacak bir seçim hükümeti kurmak.
5. Sağın kendi içinde derlenip toplanması ister istemez solu da etkileyecek ve sol kamuoyunun, partiler üzerinde bir seçim ittifakı baskısı kurmasını sağlaya- cak.
6. Yeni bir seçimden şu kazanımlarla çıkacağız:
Birleşmiş orta sağın güçlü iktidarı ve sol muhalefet yerli yerine oturacak.
Seçimlerde birinci gelmiş olan Refah Partisini’ne iktidarı teslim etmemek için rejimi zorlama tehlikesinden geri dönülmüş olacak.
Bu da, Cezayir sendromundan korunmak için büyük bir fırsat.
Ayrıca MHP ve HADEP gibi milyonlarca oy almış partilerin Meclis dışında kalmasının sakıncaları da ancak bir erken seçimle giderilebilir.
***
Bir çocuğun kolayca görebileceği bu akıl yolunun önündeki en büyük engel, yeni seçilmiş milletvekillerinin bu hakkı kaybetmemek için direnecek olmaları.
İşte bu yüzden “çocuk mantığı” gereklidir diyoruz ya.
Çünkü çocuklar, kişisel ihtiraslarına büyükler kadar yer vermez ve kısa vadeli çıkarlarına göre davranmazlar.
***
Eğer Türkiye yeni bir seçime götürülmezse, yıllar sürecek bir kargaşa dönemine hazırlanmamız gerekiyor.
Bir tarafta Meclis’te azınlıkta kalmış bir Anayol.
Öte yanda, halk oyuyla birinci çıktığı halde iktidarı engellenmiş olan Refah Partisi‘nin sert muhalefeti.
Ve durmadan birbirini gözleyen iki sol parti.
Üstüne üstlük, yeni hükümet üzerinde “özel kurmayların yapamadığını genel kurmaylar yaptı” şaibesi.
***
Bir çocuk Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz‘a, “Madem işbirliğine vardınız, neden bunu üç ay önce yapıp da Meclis’te çoğunluğu elde etmediniz?” diye sorsa ne cevap verirler dersiniz?
Devlet adamlığı, “Bugün itibarıyla, ifade edeyim ki” diye başlayan Türkçe fukarası cümleler kurmayı değil, bir çocuk kadar düzgün ve duru düşünebilmeyi gerektirir.
Bu yüzden Ankara‘daki asık suratlı beylere ve hanımlara diyoruz ki “Lüfen, siyaseti çocuklar kadar ciddiye alın ve onlar kadar sağlam düşünün!”
