Türkiye Cumhuriyeti denilen ülke tarihiyle, kadrolarıyla, yerin altındaki ve üstündeki zenginlikleriyle, iklimiyle ve bulunduğu yer itibariyle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler kategorisine girmeye müstahak değil.Düpedüz zengin bir ülke burası. Kaynakları bol. Bakıyorsunuz Ortadoğu kapısı kapanıyor, Rusya açılıyor. Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu’nun kilit ülkesi olduğu için imkânları tükenmiyor.Ama buna rağmen ülkenin yurttaşları yoksulluk içinde yaşıyorlar.Neden?En kestirme yoldan cevap verirsek, bu yoksulluğun iki sebebi var:1. Kötü yönetimler 2. Yolsuzluklar işini bilmeyen yönetimler bu ülkenin yüz milyarlarca dolarını oraya buraya savurdu. Bir yandan devlet saltanatı, bir yandan partizanlık, devlet kadrolarını aşırı şişirme ve yanlış yatırımlar yüzünden ülke fakirleşti.Bütçe öncelikleri doğru saptanamadı.Altıncı ve yedinci uyum paketinde kabul edilen demokratik açılımlar reddedildiği için ülke on beş yıllık bir savaş döneminde maddi manevi kayıplar verdi. İkinci sebep ise yolsuzluklar. Dünyanın en çok hırsızlık yapılan ülkelerinden birisi olmamıza rağmen, bu konuda siyasetçilerin ve sorumluların yakasına yapışılmadı.Hırsızlar hapse girmedi; onların yerine şairler, yazarlar, gazeteciler mahkûm edildi.Düşünün; Türkiye Cumhuriyeti yüzlerce katrilyonla ifade edilen bunca hırsızlığı önleseydi; akıllı yöneticiler eliyle Kürt sorununu çözüme kavuşturup on beş yıl boyunca savaşmasaydı; devleti yönetenler kendilerine Sultan Süleyman saltanatı kuracaklarına biraz daha alçakgönüllü olmayı bilselerdi; herkes kendince zengin olur, çocuğunu iyi okulda okutur ve iyi sağlık hizmeti alırdı.Ama bugün sürünüyor. Niçin?Çünkü yıllardan beri kendisine en büyük kötülükleri yapanların peşinden koştu; biraz Allah, biraz kitap, biraz milliyetçilik, biraz bayrak vs. diyeni iyi adam sandı.Bugün de aynı durumda; körkütük saflığı bugün de sürüp gidiyor.”Akrep gibi” tuhaf bir karanlığın içinde yaşıyor ve kendi kendini sokuyor. Halk uyanmadan bu ülkenin hiçbir sorunu çözülemez.