Açık denizdeki bir tekne yol alabilmek için en azından bir pusulaya muhtaçtır. Kuzeyini güneyini, doğusunu, batısını bilmesi gerekir. Pusula yoksa yıldızlara bakarak yön belirlemeye çalışılır. İnsanlar da aynen okyanustaki tekneler gibi. Hayatta neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmek için bir pusulaya ihtiyaçtan var. İnsana yol gösteren bu pusulaya referans noktaları diyoruz. Hayatta referans noktaları olmayan insan, uçuruma düşer. Biz, referans noktaları güçlü bir toplumduk eskiden. Doğruyu yanlıştan, değerliyi değersizden, haklıyı haksızdan ayırt etmemize yarayan ip uçlan vardı elimizde. Ne yazık ki bu ip uçlarını sürekli kaybediyoruz. Artık toplumun çoğunluğu iyiyi kötüden ayıramıyor, doğruyu, ahlâklıyı, güzeli seçemiyor. Kendisine ne yapması söylenirse öyle davranıyor. Kurulu düzenin çürüdüğünü, bozulduğunu, yolsuzluklara bulaştığını hissettiği anda yeni referans noktaları aramaya başlıyor. O zaman önüne, binlerce yıldır ısıtıla ısıtıla tadı tuzu kalmamış hazır yemekleri sürüyorlar: Al sana milliyetçilik, buyur buradan ye. Oradan da umut kesilince bir başka eski yemek çıkıyor fırından: Al sana din, Allah’ın ipine sarıl! İyi ama bu hazır reçete milliyetçiliğin ve dinin kurallarını kimler koyuyor? Bir takım siyasetçiler. Söylediklerinin doğru olduğu ne malum? Ya milletçilik ve din gibi insanların vazgeçemedikleri kutsal kavramları kullanarak seni bir kez daha kandırıyorlarsa? Ne yazık ki kitlelerin aklı bu karmaşık hesaplan algılayamıyor. Son zamanlarda Türkiye’nin ne kadar çok soyulduğu anlatılıyor sık sık: Şu holding şu kadar milyar dolar soymuş, bu müessese bu kadar hortumlamış. Aslında tahribat bu rakamlardan çok daha büyük. Çünkü bu insanlar Türkiye’yi soyarken değer yargılarını yok ettiler, ahlâkı çürüttüler, yanlışı doğru yerine geçirdiler. Türkiye’nin referans noktalan kayboldu. Bu açıdan bakarsanız kaybımız, yüz milyarlarca dolardan çok daha büyük. Çünkü ekonomi bile bir mucizeyle kurtulabilir ama bir halkın kaybolan değerlerinin yerine konması için yüzyıllar gerekir. Siz, zor durumda olan ülkelere bir parça ahlâk, bir parça insaf, bir parça dürüstlük gönderen bir IMF duydunuz mu hiç?